Hz. Mevlâna: بَرْ عَاشِقَانْ فَرِيضَه بُوَدْ جُسْتُ وجُويِ دُوسْتْ… matlaıyla Divan-ı Kebir’indeki bir şiirinde aşkullah ve muhabbetullah ile alâkalı şunları söyler:
“Âşıklara, O Dost’u araştırmak farzdır. Onların, coşkun bir sel gibi yüzlerini, başlarını yerlere sürerek, taşlara çarparak Dost’un deresine varıncaya kadar koşmaları gerekir. Aslında, dileyen de O’dur, isteyen de O. Biz, bazen akan bir su gibi Dost’un deresine doğru çağlar gideriz. Bazen durgun su gibi O’nun testisinde hapsolur kalırız. Bazen de ateş üstündeki toprak güveç gibi kaynar dururuz.”
O’nu bilenlere sular gibi çağlamak ve gece-gündüz ağlamak düşer; öyle çağlayıp böyle ağlayanlar bir de çevrelerini doğru dürüst okuyabilseler, bugün olmasa da yarın mutlaka O’ndan dolu dolu mârifet ve muhabbet armağanlarıyla mükâfatlandırılarak var olmanın gerçek gayesini elde etmiş olacaklardır.