edenlere karşı kalblerimizde hiçbir kin bırakma.”9 duasını öğretmek suretiyle onları hayırla yâd etmemizi tavsiye etmiştir.
Yukarıda da vurguladığımız gibi, fıkıhla iştigal eden ulemanın, işine geldiği, aklına estiği gibi hareket ederek herhangi bir usul gözetmeden farklı mezhep görüşlerini almaları ve bir mezhepten diğerine sıçrayıp durmaları insanların kafasını karıştıracak ve hatta dine olan güvenlerini zedeleyecektir. Herkes bu konuda şahsî inisiyatifiyle hareket edecek, hep kolaylıklar arkasında koşacak ve bir ondan bir diğerinden alarak fetva verecek olursa, din-i mübin-i İslam yamalı bohça hâline gelir. Üstelik böyle bir hareket tarzı, ibadet ü taat konusunda kaçamak hareket etme duygusunu öne çıkaracak ve bu sefer de Müslümanlar, bir Şafiî mezhebinden bir Hanefî mezhebinden bir başka mezhepten almak suretiyle işine geleni yapmaya başlayacaktır. Bu da Sanskritçe gibi bir din ortaya çıkaracak, dinde laubaliliğe yol açacak ve din-i mübîn-i İslam’ın ruhunu örseleyecektir.Kolaylaştırma dinde önemli bir prensiptir. Fakat bunun da Kur’ân’ın ve Sünnet’in ruhuna uygun olarak yapılması gerekir. Ayrıca özellikle ibadetlerde, helal ve haramlarda ihtiyatı esas almanın, ihtilaflı alanların dışına çıkmanın ve şüpheli şeylerden kaçınmanın esas olduğu da unutulmamalıdır. Bediüzzaman Hazretleri de hususiyle kendini din-i mübîn-i İslam’ı ilâ etmeye adamış insanlara azimet ufkunu göstermiştir.10
Evet, hayatın tıkanan noktalarını açma, zorluk ve meşakkatleri izale etme adına farklı içtihatlar içinden duruma uygun görüşleri tercih etme her zaman için söz konusu olabilir. Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Ümmetimin ihtilafında rahmet vardır.”11hadisi de bir açıdan bunu gerektirir. Fakat bunun yanında heva ve heveslerinin güdümünde yaşamaya alışmış insanlara sürekli ruhsatları göstermenin onları daha da laubalileş-
Dipnotlar
- Haşr Sûresi, 59/10.
- Bkz.:Bediüzzaman,Tarihçe-i Hayat, 17 (Önsöz).
- Bkz.: en-Nevevî,Şerhu Sahîh-i Müslim 11/91.