Yitik Cennetimiz: Kulluk Şuuru
YİTİK CENNETİMİZ: KULLUK ŞUURU
Bugünün müminlerinin en büyük problemlerinden biri; tekrar edip durdukları güzel düşünceleri, güzel sözleri bir türlü tabiatlarına mâl edememeleri, amellerinde ihlas ve ihsan ufkunu yakalayamamalarıdır. Bir türlü taklidî imandan sıyrılıp tahkikî imana erişemiyoruz. Dolayısıyla da Allah’la derin bir münasebete geçemiyor, bir peygamber âşığı olamıyor, dinin emirlerine gönülden teslim olamıyoruz. Allah’ı andığımızda tüylerimiz ürpermiyor, gözlerimiz yaşarmıyor. Çoğu zaman, bir annenin, yolunu gözlediği ciğerparesine duyduğu özlem ölçüsünde bir duygu yoğunluğu yaşamıyoruz.İnsan, işin başında Allah’la böyle derin bir münasebet kuramayabilir, bu denli şuur sahibi olamayabilir. Ama en azından böyle bir duyuşa, böyle bir sezişe talip olmalıdır. Hedeflerini çok iyi belirlemeli, talepte dağınıklığa düşmemelidir. Talepte dağınıklığa düşen ve tevhid-i kıble yapamayanlar katiyen O’na ulaşamazlar.Keşke şekerin çayın içinde eriyip gitmesi gibi, biz de enaniyetlerimizi büyük bir havuzun içinde eritip yok edebilseydik. Tasavvuftaki ifadesiyle; ‘ene’den (ben’den) sıyrılarak ‘nahnü’ (biz) limanında ârâm eyleyebilseydik; arkasından ‘nahnü’yü de aşarak