da sesinize, sözünüze karşı bir bıkkınlık hâsıl olabilir. Bu sebeple hicretin, hareketin, açılımın hiç durmaması gerekir. Hizmet erleri sürekli dünyanın farklı yerlerine açılmalı, yeni insanlarla tanışmalı, yeni hizmet alanları keşfetmelidir. Hicrette bir hız kesme olursa veya arzu edildiği seviyede bir inkişaf yaşanmazsa, açılmalarda duraklama olursa insanlar bir süre sonra birbirleriyle uğraşmaya, birbirlerine düşmeye başlayabilirler. En müstesna insanlar arasında bile çok küçük meselelerin güft ü gûyu (dedikodusu) yapılabilir. Tarihte bunun birçok örneğini görmek mümkündür. Bu tür olumsuzluklardan kurtulmak, kavga ve çatışmalardan âzâde kalmak istiyorsanız, bunun yegâne çaresi, harekete ara vermemek, Allah için hicret etmektir. Hicretten sonra da gidilen yerlerde Cenab-ı Hakk’ın rızasını kazanma istikametinde soluk soluğa koşmaktır.Bizler, mesleğimiz itibarıyla kendimizi hiçbir yerde yerinden sökülmez bir kaya gibi görmemeli, bir yerde daimî kalacak şekilde kendimize yer hazırlamamalıyız. Hep seyyar olmalı, hep hareket hâlinde bulunmalı, Allah yolunun yolcuları olarak yolculuktan dûr olmamalı ve her zaman yolun hakkını verme hususunda azim ve kararlılık içinde olmalıyız.