İçeriğe geç

Evet, her doğan İslâm fıtratı üzerine doğar fakat, anne-baba, arkadaş, muhit, toplum ve okul gibi dış etkilerle, bunları lehinde veya aleyhinde değerlendirecek olan irade, fıtrata müsbet veya menfî yönde müdahalede bulunur. Kaderde ise, bütün bunlar hesaba katılarak, “Bu insan, ya fıtratını temiz tutup saîd olacak ya da fıtratını köreltip küfre batacak ve şakî olacak.” diye yazılır.

Hidayet: Hidayet, cüz’î iradesini kullanmasının neticesinde insanın içinde Allah’ın (celle celâluhu) yaktığı bir nur ve ışıktır. Daha evvel de işaret ettiğimiz gibi, dalâlet de hidayet de tamamen Allah’ın (celle celâluhu) yaratması ile meydana gelir. Bir âyet-i kerimede, “Rabbin dileseydi, yeryüzünde kim varsa hepsi topyekün iman ederdi.”6; bir başka âyette ise, “Allah dileseydi, onları hidayet üzere toplardı.”7buyrulmaktadır. Hatta Peygamber Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Şüphesiz sen ölülere söz dinletemezsin, sağırlara da işittiremezsin… ve sen, körleri de dalâletlerinden hidayete iletici değilsin.”8denmektedir. Zaten biz de, her namazın her rekâtında hidayeti Rabbimiz’den diler ve günde kırk defa “İhdinâ’s-sırata’l-müstakîm”9 deriz.

“Sen sevdiğin kişiyi hidayete erdiremezsin; fakat Allah, dilediğine hidayet eder.”10âyeti de, bu mevzuda zikredilecek âyetlerden biridir. Allah’ın (celle celâluhu) Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) de, “Ben insanları hidayete, imana davet edici olarak gönderildim. Hidayete sevk edip, kalblere imanı koyacak Allah’tır (celle celâluhu).”11 buyururlar. Şeytan da küfür, dalâlet ve günahları süslü gösterir, kalbe vesveseler atar; fakat dalâleti ve günahları yaratan yine bizzat Allah’tır (celle celâluhu).

Hidayete Vesile Olma

272