İçeriğe geç

Evet, ağzımıza götürdüğümüz tek lokmanın dahi mâliki biz olamayız. Zira o tek lokmanın hazırlanıp soframıza gelmesi için koca kâinatın vücudu gerekmektedir. Demek oluyor ki, bize o tek lokmayı bahşeden, ancak bütün kâinatı yaratmaya muktedir olan Zât olabilir. Mademki her şeyin sahibi O’dur, öyleyse sahip olduğu mülkte tasarruf etme hakkına da yalnız O sahiptir. Zira, mülk sahibi mülkünde istediği gibi tasarruf edebilir ve mülkünde yalnız mülk sahibi tasarrufta bulunabilir…

Beşerin zulmüne ve cür’etinin derecesine bakın ki, terzinin, model olarak kullandığı insan üzerinde elbiseyi biçip kesmesine ve uzatıp kısaltmasına hakkı olduğunu kabul eder de, aynı hakkı Cenâb-ı Hakk’a çok görür!..

3. Allah’ın sonsuz isimleri vardır

Her isim, kendi tecellîsine mâkes olacak aynaların vücudunu gerektirir. Meselâ, Rezzak ismi, rızka muhtaç olanların varlığını iktiza ettiği gibi, Şâfî ismi de hastalıkların ve o hastalıklara giriftar olanların mevcudiyetlerini ve var olmalarını ister. Bu tecellî keyfiyetini biz, bize bakan yönüyle tevil ederken, buna “İsimlerin imdada koşması.” deriz. Allah (celle celâluhu), Mucîb ismiyle darda kalanların, Kâbız ismiyle gaflete dalanların, Bâsit ismiyle de sıkıntıda boğulanların imdadına koşar. Eğer bütün isimler teker teker ele alınıp, tecellî keyfiyetlerinin gerektirdiği âyinedarlık ve o âyinedarlıkla alâkalı hâl, durum ve zemin tetkik edilebilse, işte o zaman içtimaî hayatta farklılık gibi sanılan manzaraların hikmet yüzü görülmüş olacaktır.

38