Bir de iradeye bakan Cenâb-ı Hakk’ın hususî rahmet tecellîsi vardır ki, onu da bize “Rahîm” kelimesi ifade etmektedir. Demek oluyor ki, “Rahmân” olmasaydı, biz vücuda gelmeyecektik. Kâinat ve bütün mevcudat yok olacaktı. Şayet “Rahîm” olmasaydı irademizi kullanamayacak ve Cenâb-ı Hakk’ın sanatının inceliklerini idrak edemeyecektik.
Rahmân, kâinatı büyük bir kitap gibi gözümüzün önüne serdi. Rahîm, bize o kitabı okuma ve okuduğumuz o kitaptan alacağımız hüzmeleri kalbimizde iman hâline getirme iradesini verdi: Ve yine Rahîm, kâinatın sırlarını aşma, esmânın sahiline yanaşma, sıfatların keyfiyet ve ahvâlini kurcalama ve Zât-ı Bâri’yi düşünmemizi mümkün kıldı. Zât-ı Bârî’yi idrak mümkün değildir. Allah’ı bin isimle değil milyarlarca isimle anlatmaya çalışsak, yine Zât-ı Bâri hakkında bir şey anlatmış olamayız. Hz. Ebû Bekir: اَلْعَجْزُ عَنِ الْإِدْرَاكِ إِدْرَاكٌ “O’nu nâkabil-i idrak kabul etmek şeklindeki acz, tam idraktir.”13 der. Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) de kendisine isnat edilen bir sözde مَا عَرَفْنَاكَ حَقَّ مَعْرِفَتِكَ يَا مَعْرُوفُ buyuruyor: “Ey her şeyden daha ayân, daha beyân olan Mâruf-u Mutlak, Seni hakkıyla bilemedik.”14 Onun içindir ki biz de:
diyor, aczimizi itiraf ve ilân ediyoruz.
Demek oluyor ki, Cenâb-ı Hak, bu kâinatın kapısını Bismillâh’la açıyor ve insanları kâinatı müşâhedeye davet ediyor. Bismillâh’la kâinatın kapısını kapatıyor. Ve yine Bismillâh’la Dârü’s-Selâm’ı açıyor, insanları ebedî mesut etmek üzere Cennet’e davet ediyor.15
f. İnsan Kalbini Arş-ı A’zam’a Bağlayan Nuranî İp: Besmele
Bismillâh’ın her yerde tecellî ettiğini görüyoruz. Çünkü onun içinde bütün ilâhî isimleri ihtiva eden lafz-ı Celâle vardır.
Dipnotlar
- 13 el-Gazzâlî, İhyâu ulûmi’d-dîn 4/252; el-Maksadü’l-esnâ s.54; es-Suyûtî, Şerhu Süneni İbn Mâce 1/103.
- 14 el-Münâvî, Feyzu’l-kadîr 2/410; el-Âlûsî, Rûhu’l-meânî 4/79, 17/202.
- 15 Bkz.: En’âm sûresi, 6/127; Yûnus sûresi, 10/25.