Bir de herkes için bahis mevzu olabilecek hatta yukarıda sıraladığımız kerametlerin hepsinden daha büyük olan bir keramet vardır ki o da Cenâb-ı Hakk’a karşı arızasız kulluk yapmaktır. Meselâ kırk sene hiç ara vermeden, hatta cemaati bile aksatmadan kâmil mânâda namaz kılmak, Allah’ın Şah-ı Geylanî’ye ihsan ettiği kerametlerden daha büyük bir keramettir. Arızasız oruç tutmak, zekât vermek, –kendisine farz olmuşsa– hacca gitmek, Allah’ın öyle büyük bir ikramıdır ki bazı büyük veliler bile buna mazhar olamamışlardır. Onun için kâmil veliler, daha ziyade arızasız kulluk sergilemeye çalışmışlar ve harikulade hâllere talip olmak şöyle dursun, kendilerinden böyle bir hâl sadır olduğu zaman, onu bir namus telâkki edip başkalarının bilmesini dahi istememişlerdir. Gerçek veliler arasında bu hâl “Keramet, erkeklerin hayzıdır.” şeklinde ifade edilir. Keramete mazhar olup onu bilerek açığa vuran veli, Allah ile arasında olan sırrı, dolayısıyla da kurbeti kaybetmiş demektir. Onun için Allah dostları, bu türlü davranışlardan hep sakınmışlar ve Allah’la aralarındaki bu yakınlığı kaybetmekten korkmuşlardır.
Hâsılı, hâlis ubudiyetin yolu, bu dünyada birtakım harikuladeliklere mazhar olunsa bile bunu bir aybaşı hâli telâkki ederek, bir an evvel bunlardan sıyrılıp sadece Allah’la meşgul olmaktır. Kerameti arzu etmek ve beklemek, olmuş bazı şeyleri başkalarına kerametvâri anlatmak, meşgul olunması gerekli olan büyük hakikatleri bırakıp Allah’ın imtihan için verdiği çok küçük ve değersiz şeylerle meşgul olmak demektir.
Nasibi Yorgunluk ve Zahmet Olan Namaz İnsanı
Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem): “Nice namaz kılanlar vardır ki, nasipleri sadece yorgunluk ve zahmettir.” ve –hadisin devamında–: “Nice oruç tutanlar vardır ki, nasipleri sadece açlık ve susuzluktur.”16 buyurmaktadır.
Dipnotlar
- 16 İbn Mâce, sıyâm 21; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 2/373.