İçeriğe geç

Bilmem ki günümüzün düşe-kalka yürüyen rehber ve pîşuvâlarına bunlar bir şey ifade edecek mi?!. Ümidim; bugünkü derbederler olmasa da gelecekte hakaik-i Kur’âniyeyi temevvücsâz edecek olan nesl-i cedid bu örnek âbidelerin yolunda, bütün insanlığın açlığını, susuzluğunu giderecek ve beklenen o “ba’s ü bade’l-mevt”i gerçekleştirecektir. Hak dileyince niye olmasın ki?!.

Hazreti Yunus Aleyhisselâm

Kendini doğru okuyan, gözü Hak hoşnutluğunda, kalbi mehâfetullah ve mehâbetullahla tir tir dırahşan çehrelerden biri de “Zünnûn” diye anılagelen Hazreti Yunus aleyhisselâm’dır. Farklıydı onun nübüvvet sergüzeştisi.. Ninova diye anılıyor peygamberlikle tulû ettiği iklim.. oranın insanı da dinleyip anlamamıştı bu iç derinliğiyle serfirâz insanı.. o hep ilâhi tedip ve tazip sinyalleri alıyordu nebilik ufku itibarıyla. O güne kadar da hep öyle olmuştu; peygambere karşı gelip ilhadda ısrar edince ya sulara gark olmuştu münkirler, ya yerle bir edilmişlerdi, ya da semavî taşlarla kahr u tedmire maruz kalmışlardı. Yüce nebi, emareleri ufukta böyle bir akıbetin olduğu/olacağı içtihadıyla, biraz da seleflerinin hareket tarzını benimseyerek –onlar da böyle bir durumda bulundukları yerden ayrılmışlardı– ayrılmaya karar verdi ve ayrıldı. Ama acaba mukarrabîn ufku itibarıyla öteden emir gelmeden ayrılmak doğru muydu, işte işin sır noktası!..

71