İçeriğe geç

Bununla beraber, bu hassas konuya, sondan gelip öndekilerin de önünde bulunan sırr-ı hikmet-i âlemin keşşafı, ilmî varlığıyla evvellerden evvel, yer-gök ehlinin sertac-ı ibtihâcı olan ve âlemşümul mesajlarıyla bütün insanlığa rehnümâ bulunan.. arz u sema ehlinin iftihar tablosu, o eşi-menendi bulunmayan ve “Sultan-ı rusül” diye yad edilegelen.. ruhanî-cismanî varlıklar arasında, Hâlık’ının birinci derecede matmah-ı nazarı olarak bilinen.. ötelerden gelen feyiz ve nur tayflarını imana açık gönüllere ifâza eden.. bütün mülk ve melekût âlemlerinin kutb-u âzamı unvanıyla anılan.. ismet, iffet, emanet, sadakat, fetânet ve tebliğ hususiyetleri itibarıyla gelmiş geçmiş umum seçkinlerin önünde bulunan.. bir hak dostunun ifadesiyle:

“Âyinedir bu âlem her şey Hak ile kaim,
Mir’ât-ı Muhammed’den Allah görünür daim.”

payesiyle serfiraz olan.. önyargısız herkes tarafından, yürüdüğü yolun semavî hususiyetleriyle ehadiyet ve samediyet hakikatlerinin biricik keşşâfı sayılan.. ve “Hakikatü’l-hakaik”ın en fasih lisanı olarak takdirler üstü takdir gören.. bütün bunlara rağmen hep tevazu ve mahviyet yolunda yürüyen.. umum gönüllere Hakk’ı duyurma adına en kutsal vuslata muvakkaten veda eden bir îsâr kahramanı.. ve melekiyeti aşkın, eşi-benzeri bulunmayan bir nadire-i fıtrat, bir âbide-i bîmisal ile “Vira bismillah!” demek istiyoruz.

Bunca fezâil ve iç derinliğine rağmen, O’nun tazarru, niyaz ve sızlanışları karşısında aklın zâhirî nazarına göre “niye, neden?” demekten kendimizi alamasak da O, Rabbiyle münasebetlerinde ubûdet yörüngesinde hep ihsan şuuruyla oturup kalkmıştı. Biz de şimdi icmalen dahi olsa, O’nunla alâkalı birkaç söz etmek istiyoruz.

47