Resûl-i Ekrem Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir hadis-i şeriflerinde, سَيِّدُ الْقَوْمِ خَادِمُهُمْ “Bir kavmin efendisi, onların hizmetçisidir.”14 buyurmuştur. Bu ruhun önemli bir temsilcisi, İslâm kahramanı Selahaddin Eyyûbî, “Hâdimü’l-Harameyn” yani “Mekke ve Medine’nin Hizmetkârı” unvanını ilk kullanan hükümdar olmuştur. Aynı ruhla Yavuz Selim Hazretleri (cennet-mekân aleyhi’r-rahmetü ve’l-gufran) hutbede, kendisi için Hâkimu’l-Harameyn denilmesinden rahatsızlık duymuş ve hemen dizleri üzerine doğrularak, “Hayır hayır, Hâdimü’l-Harameyn” demiştir. Daha sonra arkadan gelenler de kendilerine Hâdimü’l-Harameyn demişlerdir. Bu açıdan adanmış ruhlar, toplumun hangi kademesinde bulunurlarsa bulunsunlar, başkalarına hizmet etmeyi en büyük pâye bilmelidirler. Onlar, gerektiğinde “Bir işe gönül vermiş, belli bir düşünce, mefkûre ve mantık birliği etrafında bir araya gelmiş insanlara bir de su dağıtan, hizmet eden insan lazımdı.” demeli ve başkalarına hizmetkârlıkta hep önde koşmalıdırlar.