İçeriğe geç

Allah Resûlü’nün huzurunda üç kişi bulunuyorduk: Ben, Reccâl ve Furat İbn Hayyan. Allah Resûlü şöyle buyurdular: “İçinizden birinin azı dişi Cehennem’de Uhud dağı büyüklüğünde olacaktır.”175 (Yani bu üç kişiden biri korkunç bir cinayet işleyecektir. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) cinayetin büyüklüğünü azı dişiyle ifade etmiştir.) Beni öyle bir korku aldı ki, bu korku Yemame harbine kadar devam etti. Furat İbn Hayyan daha evvel şehit olarak ölmüştü; demek ki işaret edilen talihsiz o değildi. Ben kendimden çok korkuyordum. Reccâl’in Yemame’de, Müseylime’nin saflarında Zeyd İbn Hattab’ın kılıcı ile öldürüldüğünü duyunca o kişinin ben olmadığımı anladım ve bunun için Allah’a hamdettim.

Reccâl denen adam Müseylime’nin en büyük müdafii olmuştu. Bu durum Hazreti Ömer’in (radıyallâhu anh) abisi Zeyd İbn Hattab’a (radıyallâhu anh) çok dokunmuştu. Hazreti Ömer’den evvel Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) huzuruna koşup teslim olan Zeyd, Reccâl’in, Efendimiz’i bırakıp da Müseylime gibi bir kezzâbın peşine takılmasını, sonra da Müslümanlarla savaşa girişmesini bir türlü kabullenememişti. Yemame’de gözü hep Reccâl’in üzerindeydi. Fırsatını bulunca da hemen üzerine yürüdü ve hakkından geliverdi. Ancak aynı harpte kendisi de başka biri tarafından şehit edildi.

Reccâl gibi dinden çıkan başka insanlar da vardı. Meselâ bunlardan biri Tuleyha’dır. Ancak daha sonra Rabbim, Tuleyha’nın gözünü açtı ve yeniden İslâm’a girme imkânını bahşetti. Bunlar gibi kadın erkek daha bir kısım kimseler o gün böyle yoldan çıkmışlardı.

219