İçeriğe geç

Evet, şayet Allah’ın adını üç kıtada da duyurmaya çalışmışsak, bu, Allah’ın lütfuyla İstanbul’dan yola çıkan Hak erleriyle olmuştur. Bu mübarek ve uğurlu belde için بَلْدَةٌ طَيِّبَةٌ4 âyetinden de büyüklerimiz, ebced hesabıyla İstanbul’u çıkarmışlar ve ona “Tertemiz belde” demişlerdir. Gerçi, بَلْدَةٌ طَيِّبَةٌ daha evvel “San’a” için buyurulmuş ama böyle olması Mekke’nin, Medine’nin de kastedilmesine ve İstanbul’a işarette bulunulmasına mâni değildir.

Evet, بَلْدَةٌ طَيِّبَةٌ“Temiz belde” sözü İstanbul’u da içine alabilir. İstanbul maddî-mânevî şirinliği, güzelliği ve evliyâların merkadlerini, hatta çok kimselerin makamlarını bağrında barındırmasıyla, gerçekten mübarek bir beldedir. İnşâallah hâlâ o mübarekiyetini devam ettiriyordur.. ettirmese bile bir gün -inşâallah- tam mânâsıyla arzu edilen o mübarekiyete yeniden ulaşacak ve orada ruh-u revan-ı Muhammedî hakikî mânâda yeniden esmeye ve dalgalanmaya başlayacaktır.

Efendimiz zaten, İstanbul’un bir kere daha fethedileceğine işaret buyuruyor. Yani asırlardan beri kendinden, kendi ruhundan kaçan insanımızın, yeniden kendi özüne sahip çıkacağını, kendi ruhuyla bütünleşeceğini, kalb ve ruhun hayatına yükseleceğini, Allah ile münasebete geçeceğini müjdeliyor. Ümit ediyoruz bu da olacak ve ikinci bir fetih mutlaka gerçekleşecektir. Efendimiz İstanbul’la Deccal’in zuhuru arasında ciddî bir münasebet buluyor ve bu noktaya parmak basıyor.5 Vakti gelince o da görülüp müşâhede edilecektir. Ve daha kim bilir nice sırlar içindir ki, Allah Resûlü İstanbul’a hususî mânâda bir ilgi ve alâka göstermiş ve İstanbul’un fethini asırlarca önce müjdeleyip bişaret vermiştir!.

1Buhârî, cihad 3, 8; Müslim, imâre 160-162; fiten 19, 38, 78; Ahmed İbn Hanbel,el-Müsned 4/303, 335; Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr 2/38; Hâkim, el-Müstedrek 4/468; Deylemî, Müsned 3/48; Nuaym b. Hammad, el-Fiten 1/409.

65