İçeriğe geç

Evet, Bedir’den sonra, Benî Kaynuka Yahudileri işi iyice azıtmış; bir taraftan gizli gizli düşman kutuplarla Müslümanlar ve Müslümanlığın aleyhinde oyunlar çevirirken, diğer yandan da “Yâ Muhammed! Bedir’de, harp ve darpten anlamayan bir cemaati yendim diye gururlanma…”13 diyerek açıktan açığa Peygamber’i tehdit ediyor ve O’nunla karşılaşmaya vesile arıyorlardı. Hatta, İbnü’l-Esîr’in tespitine göre bu esnada Kaynuka civarında bir Müslüman kadına da saldırmışlardı.14 Böylece, Medine-i Münevvere’de ilk defa ahdi bozan, fitne çıkaran ve Müslüman kadınlara taarruz eden Kaynuka kabilesi oluyordu.

Benî Nadîr, baştan Peygamberimiz’le anlaşma yaptıkları hâlde daha sonra, el altından Kureyş’le söz birliği ederek Efendimiz’e karşı müşterek bir cephe oluşturdular. Benî Kurayza da, önceleri Müslümanlarla sözleşme akdetmiş olmasına rağmen, Hendek Vak’ası gibi en kritik, en sıkışık bir anda anlaşmayı bozup Kureyş cephesine iltihak etti ve bilfiil İslâmiyet’i içten çökertmek istediler.

Hasan İbrahim Hasan’ın da “İslâm Tarihi” adlı kitabında belirttiği gibi, Yahudilerden üst üste gelen bu hıyanet darbelerine karşı Peygamberimiz adalet, istikamet ve yumuşaklıktan kat’iyen ayrılmadı. Onların bunca ihanet ve İslâm’ı arkadan vurmaya çalışmalarına karşı, Müslümanların ve Müslümanlığın hukuku adına, ancak yaptıkları cürümler ölçüsünde cezalandırdı.15

98