Bu cümleden olarak birkaç vak’ayı hatırlatmakta fayda mülâhaza ediyoruz:
1. Müslümanlar Şam’ı aldıklarında, halkın büyük bir kısmı hemen Müslüman oldu. Diğerleri de önce Müslümanların zimmetini kabul edip bir süre öyle kaldıktan sonra, peyderpey kendi irade ve ihtiyarlarıyla Müslümanlığı seçtiler. Hatta bir aralık, Şam’ın yeniden Romalıların eline geçmesi endişesi belirince, Hıristiyan ahali mâbetlere dolup, Müslümanların zaferi için dualar ettiler.31
2. Başta Mısır olmak üzere, Romalıların girdiği her Afrika ülkesinin, oralarda İslâm’ın ses ve soluğunun duyulacağı güne kadar, Hıristiyan idarecilerin elinde inim inim inlediğini “İntişar-ı İslâm Tarihi”32 kitabında Thomas Arnold yazıyor.33 Müslümanlık’la yeniden insanlığa uyanan Mısır halkı, bir baştan bir başa Afrika’nın fethinde önemli bir merkez, daha sonraki dönemlerde de ilim ve kültür hareketlerinin beşiği hâline gelmişti.
3. İspanya halkının İslâm’a karşı hâhiş izhar etmesi ve sekiz asır İslâm’ın önemli bir ilim ve kültür merkezi hâline gelmesi, çok dostlarla beraber bir kısım düşmanların da, düşünce ve söz birliği ettiği bir gerçektir. Daha sonra bazı Batılı ülkelerin, insana, insanlığa, ilim ve kültüre karşı edip-eylediklerini ifade etmeye terbiyemiz müsait değil.
4. İstanbul, Balkanlar ve Şarkî Avrupa’nın Osmanlılar tarafından fethedilmesi, tamamen insaf, istikamet, adalet ve merhamet çerçevesi içinde cereyan etmiş ve mağlup ülkelerin irade ve ihtiyarlarıyla İslâm’ı benimsemesine vesile olmuştur.
5. Maverâünnehir halkı ve daha sonraları Selçukluların kendi rıza ve kendi istekleriyle İslâmiyet’i seçtikleri, asırlarca İslâm’ın bayraktarlığı vazifesini yüklendikleri ve bunu İslâm nurunun aydınlığında geliştirdikleri, hemen herkesin üzerinde ittifak ettiği gerçeklerdendir.
Dipnotlar
- 31 Şiblî Nu’manî, Bütün Yönleriyle Hz. Ömer ve Devlet İdaresi 1/212-214.
- 32 Kitabın Arapça ismi “ed-Da’ve ile’l-İslâm bahs fî tarihi neşri’l-akîdeti’l-İslâmî”.
- 33 Bkz.: T.W., Arnold, İntişar-ı İslâm Tarihi s.159-196.