İçeriğe geç

Şeyhülislâm M. Sabri Efendi “Mevkıfü’l-Akl” isimli kitabında, vahdet-i vücud nazariyesinin arkasında Vücud-u Hak, zâtının aynı olduğu düşüncesini göstermektedir. Bu ise vâkıf olanlarca bilindiği gibi, kelâm ulemâsına göre, vücud, mahiyet üzere zâiddir. Bu, vacipte de böyledir, mümkinde de… İmam Eş’arî ise, tam aksine, vücupta da, mümkinde de Vücud’u, mahiyetin aynı saymıştır. Filozoflar ise, vücupta, Eş’arî ile aynı düşünceyi paylaşmasına karşılık, mümkinde, kelâm ulemâsının nokta-i nazarını benimser. Son iki ekol vücudu, Zât-ı Bârî’nin aynı ve O’nun vücudundan ibaret saydıklarından, eşyaya itibarî ve izafî birer vücut vererek her şeyi Allah’ın zâtından ibaret görmüşlerdir.

Aslında vücud gibi, sair ilâhî sıfatların da, Zât’ının aynı veya gayri olması hususu öteden beri münakaşa edilegelen mevzulardandır. Ancak, pek çok ulemânın da içinde bulunduğu bir cemaat hakkında, Vücud-u Bârî’yi Zât’ının aynı sayma düşüncesinde, vahdet-i vücuda, hatta vahdet-i mevcuda (monizm) gidileceğini çıkarmak, bu büyük zatları dalâlet yolunda görmeyi netice verir ki; böyle bir düşünce, mânevî mesuliyeti, altından kalkılamayacak kadar büyük olsa gerektir.

45