İçeriğe geç
Sözler

ümmî.. benzersiz bir duyuruyla davet ettiği, modern ilimler de dâhil çeşitli ilimlerdeki yüksek âlimlerle ve büyük mürşitlerle genç yaşında yaptığı münazaraların hepsinde üstünlüğü meydanda olan.. üzerinde ittifak edilen meseleleri tasdik, fikir ayrılığı olanları tashih eden.. kendisi için âlimler tarafından, “Bediüzzaman’ın cevap veremeyeceği soru yoktur” denilen.. Avrupa’nın bir kısım idraksiz ve İslam’a düşmanlık besleyen felsefecilerinin, müteşabih ayet-i kerime ve hadis-i şeriflere saldırılarını o ayet ve hadislerin birer mucize olduğunu eserleriyle ispat ederek kökünden çürüten.. böylece evhama düşürülen bazı ilim ehlini de kurtarıp İslamiyet’e yapılan hücumları neticesiz bırakan Said Nursî gibi bir müellifin, elbette Kur’an’ın dâhi bir tefsircisi, ilminin vehbî ve engin olduğuna, eseri Nur Risalelerinin hayat boyu okunmaya lâyık harika bir şaheser olduğuna şüphe yoktur.

Dikkatli kardeşlerim! Hem İslam dünyasının hem bizim ebedî hayatımızın kurtulmasını sağlayacak ve bizi nurlandırıp irşad ederek sapkınlıktan koruyacak bir eser seçmekte bu kadar dikkatli olmamız şarttır. Çünkü bu zamanda, türlü türlü aldatmalarla perde arkasında İslam gençliğini yoldan çıkarmaya çalışıyorlar.

Bir eser okunacağı veya bir söz dinleneceği zaman, önce مَنْ قَالَ وَلِمَنْ قَالَ وَلِمَا قَالَ وَفِيمَا قَالَ؟ yani: “Kim söylemiş? Kime söylemiş? Niçin söylemiş? Hangi makamda söylemiş?” mânâsında temel bir kaide dikkate alınmalı. Evet, sözün tabakalarının yüksekliği, güzelliği ve kuvvetinin kaynağı şu dört şeydedir: Sözü söyleyen, muhatap, maksat ve makam. Yoksa her ele geçen kitap okunmamalı, her söylenen söze kulak verilmemelidir. Mesela: Bir kumandanın bir orduya verdiği marş emriyle bir askerin marş demesi arasında ne kadar fark vardır! Birincisi koca bir orduyu harekete geçirir. Aynı söz ikincisi tarafından söylendiğinde belki bir askeri bile yürütemez.

İşte bu dört esastan dolayı ve Said Nursî’ye karşı kalblerinde büyük bir sevgi taşıyan yüz binlerce kişi Üstad’larının en basit haline dahi büyük bir kıymet vererek onları öğrenip kendisine uymak arzusu taşıdıklarından, buradaki bir kısım kardeşlerimiz, Üstadımızın hayatı, eserleri, meslek ve meşrebi hakkında bilgi verilmesini ısrarla istediler.

905