İçeriğe geç
Sözler

Yiyecekleri çeşitli ziynetlerle süslemiş; nefsin heveslerine uyan gönülleri avutup lâkayt kalanları heyecanlandırarak cezbetmiş. Ne vakit yiyecek girse ağza,

Birdenbire tat alma duyusu telgraf çeker bedenin her uzvuna. Koku alma duyusu telefon gibi haber verir gelen yiyeceğin türünü ve

Çeşidini de söyler. İhtiyaçları muhtelif, ayrı ayrı rızık verilmiş, ona göre davranır, ona da hazırlanır ya da ret cevabı gelir. Hem

Kapı dışarı atar, yüzüne de tükürür. İnayet tarafından madem buna memurdur, zevki baştan çıkarma,

Lezzetlerle aldatma. Sonra o da unutur doğru arzunun ne olduğunu... Yalancı bir arzu gelir başına çatar. Cezası hastalık ve

İlletler olur. Hakiki lezzet hakiki arzudan çıkar; doğru istek ve arzu doğru bir ihtiyaçtan. Bu kâfi lezzette şah ve

Köle beraberdir. Hem aynıdır bir dinar ve bir dirhem…

O lezzet ikisiyle de elde edilir, eleme olur merhem.

* * *

Tıpkı Niyet Gibi, Bakış Tarzı da Âdeti İbadete Çevirir

Şu noktaya dikkat et: Nasıl niyetle mubah olur âdet ve ibadetler... Öyle de, bakış tarzıyla müspet ilimler olur ilahî marifet...

Tetkik dahi tefekkür, yani eğer Yaratıcısını bildiren mânâsıyla bakıp sanat noktasında “Ne güzeldir” yerine “Ne güzel yapmış Sâni, nasıl yapmış o güzelliği”

Diyerek baksan kâinata, Nakkaş-ı Ezel’in nakşı, nizam ve hikmetinin ve kâinatın iradeyle, sağlam bir şekilde yaratılmış olmasının parıltısı, aydınlatır şüpheleri.

Müspet ilimler döner ilahî marifete. Eğer sırf kendine bakan yönüyle, tabiat noktasından, “Zâtında nasıl olmuş?” diyerek baksan kâinata,

İlim dairesi cehalet dairesi olur. Biçare hakikatleri kıymetsiz eller kıymetten düşürür. Çoktur bunun şahidi...

* * *

Böyle Bir Zamanda Refah İçinde Yaşamaya

Şer’i İzin Olması Bizi İrademizde Serbest Bırakmaz

Lezzetler çağırdıkça “Sanki yedim” demeli. “Sanki yedim” sözünü

872