İçeriğe geç
Sözler

Nispî hakikatler gerçekleşsin, yerleşsin. Bir şeyde çok şey olsun, vücut bulsun, görünsün. Hareket süratiyle bir nokta bir hat olur.

Çevirmenin süratinden bir nur parıltısı, nuranî bir daire meydana gelir. Nispî hakikatlerin vazifesi: Dünyada çekirdekler sümbül olur.

Kâinatın çamurudur, düzenin bağlarını ve nakşın alâkalarını teşkil eden. Ahirette bu nispî emirler hakikat olur.

Sıcaklıktaki mertebeler, içine soğuğun karışmasına sebep olmuştur. Güzellikteki dereceler çirkinliğin müdahalesidir. Sebep, illet olur. Işık karanlığa, lezzet eleme borçlu; sıhhat, hastalıksız olmaz. Cennet olmazsa belki cehennem azap vermez. O da zemherisiz olmaz... Eğer zemheri olmazsa, ateş de yakamaz.

O Hallak-ı Lemyezel, zıtların yaratılışında hikmetini gösterdi. Haşmeti zuhur etti...

O Kadîr-i Lâyezal, zıtların bir araya gelişinde iktidarını gösterdi. Büyüklüğü zuhur etti. Madem o ilahî kudret Zât’ının gereğidir

Ve o Ezelî Zât’ın zaruri delilidir; O’nun zıddı olamaz, acz O’na karışamaz, O’nda mertebeler bulunmaz, her şeye nispeti birdir, hiçbir şey O’na ağır gelmez.

O kudretin ışığına güneş kandil olmuştur. Bu kandilin nuruna denizin yüzü ve şebnemlerin gözleri birer aynadır.

Denizin geniş yüzünün gösterdiği güneşi, alnının kırışıklığındaki damlalar da gösterir, şebnemlerin küçük gözleri yıldız gibi parlar.

Aynı hüviyet tutar; şebnem ve deniz bir olur güneşin nazarında, kudretin benzeridir; şebnemin gözbebeği küçücük bir güneştir.

Şu muhteşem güneş de küçücük bir şebnemdir; gözbebeği bir nurdur ki kudret güneşinden gelir, o kudrete ay olur.

Gökler bir denizdir; Rahman’ın bir rahmet esintisiyle alnının kırışıklığında dalgalanan damlaları yıldızlar ve güneştir.

Kudret tecelli etti, o damlalara nuranî parıltılar serpti. Her bir güneş bir damla, her bir yıldız bir şebnem, her bir parıltı bir timsaldir.

O tecellinin feyzinin küçücük bir aksidir o damla gibi güneş. Parlatır camını, o küçücük cam inci gibi parlar.

O şebnem gibi yıldız latif gözü içinde bir yer yapar parıltıya, parıltı bir kandil olur, gözü cam olur, lambası nurlanır.

869