bir isminde binlerce ihsan definesi bulunan ve bütün sevdiklerimizi ihsanlarıyla mesut eden, binlerce kemâlâtın ve cemâl tabakasının kaynağı olan bin bir isimle müsemma Cemil-i Zülcelâl’in, Mahbub-u Zülkemâl’in sevilmeye ne derece lâyık olduğu ve bütün kâinatın, O’nun muhabbetiyle mest ve sarhoş olmasının kâinata ne kadar yaraştığı anlaşılmaz mı?
İşte şu sırdandır ki, Vedûd ismine mazhar bir kısım evliya, “Cenneti istemiyoruz. İlahî aşkın bir parıltısı bize ebediyen yeter.” demişler.
Hem bundandır ki, hadiste buyrulduğu gibi, “Cennette Cenâb-ı Hakk’ın cemâlini bir dakika görmek, bütün cennet lezzetlerinin üstündedir.”
İşte şu sonsuz aşkın kemâli, vahidiyet ve ehadiyet dairesinde Zât-ı Zülcelâl’in isimleriyle ve yarattıklarıyla ortaya çıkar. Demek ki, o dairenin dışında var zannedilen kemâl, kemâl değildir.
Beşinci Remiz
Beş Nokta’dır.
Birinci Nokta: Allah’a ortak koşanların vekili der ki, “Hadislerde dünya lanetlenmiş, ‘cîfe’ yani leş ismiyle anılmış. Hem bütün veliler ve varlığın hakikatini bilen zâtlar, dünyayı kıymetsiz görüyor, ‘fenâdır, pistir’ diyorlar. Halbuki sen, bütün ilahî kemâlâta vesile ve delil olarak onu gösteriyor, ondan âşıkane bahsediyorsun?”
Cevap: Dünyanın üç yüzü var.
Birinci yüzü: Cenâb-ı Hakk’ın isimlerine bakar. Onların nakışlarını gösterir. Mânâ-yı harfiyle, yani Sahibini, Yaratıcısını gösteren manasıyla o isimlere aynalık eder. Dünyanın bu yüzü, Samed Yaratıcının birer mektubu olan sayısız eseridir. İşte bu yüzü gayet güzeldir. Nefrete değil, aşka lâyıktır.
Dipnotlar
- Bkz. Müslim, îmân 297; Tirmizî, cennet 16; İbni Mâce mukaddime 13; Ahmed İbni Hanbel, el-Müsned 4/332-333.
- Burada sadece Birinci Nokta bulunmaktadır. İkinci Nokta ise bundan sonra gelen Üçüncü Mevkıf’tan ibarettir.
- Bkz. Tirmizî, zühd 14; İbni Mâce, zühd 3; Dârimî, mukaddime 32.
- Bkz. ed-Deylemî, el-Müsned 1/141-142; el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ 1/492.
- Bkz. Bakara sûresi, 2/164, 259; En’âm sûresi, 6/141; Yûnus sûresi, 10/22,101; Ra’d sûresi, 13/4; Nahl sûresi, 16/11; Yâsîn sûresi, 36/34; Fussilet sûresi, 41/12; Câsiye sûresi, 45/5; Rûm sûresi, 46/48-50; Hâkka sûresi, 69/6.