kâinatları karanlıkta bırakmamak.. her insanın hayat aynasında yansıyan suretleri çirkinleştirmemek.. insana lehinde şahit olabilecek o geçici vaziyetleri onun aleyhine çevirmemek için o cinayetlerin cezasını ve Kâinatın Ezelî Padişahının şiddetli ve inatları kıran tehditlerini takdir etmek.. ve nefsin azgınlığından kurtulmaya çalışmak gibi hikmetlerle Kur’an o tehditleri gayet mânidar bir şekilde tekrar eder. Bu derece kuvvetli, şiddetli tehdit ayetlerinin çokça tekrar edilmesini hakikatsiz saymaktan şeytan bile kaçar. O ayetleri dinlemeyen inkârcılar için cehennem azabının adaletin ta kendisi olduğunu gösterir.
Hem mesela, asâ-yı Musa gibi pek çok hikmeti ve faydası bulunan Hazreti Musa’nın (aleyhisselam) kıssası ve diğer peygamberlerin (aleyhimesselam) kıssalarının Kur’an’da çok tekrar edilmesinde de çok hikmet vardır. Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) peygamberliğinin hakkaniyetine bütün nebilerin peygamberliğini delil gösterir. Çünkü onların hepsini birden inkâr edemeyen, Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) peygamberliğini de hakikat noktasında inkâr edemez. İşte herkes her vakit bütün Kur’an’ı okuyamadığından, her bir uzun ve orta uzunluktaki sûreyi birer küçük Kur’an hükmüne getirmek için iman esasları gibi mühim meselelerin yanında o kıssaları da tekrar etmesi, lüzumsuz değil, belâgatin, eşsiz bir üslûbun gereğidir. Kur’an böylece Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) peygamberliğinin insanlığın en büyük hadisesi ve kâinatın en muazzam meselesi olduğunu ders verir.
Evet, Kur’an’da Hazreti Peygamber’in zâtına en büyük makamın verilmesi ve dört iman esasını içine almakla لَا إِلٰهَ إِلاَّ اللّٰهُ esasına denk tutulan مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ hakikati, Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) peygamberliğinin kâinatın en büyük hakikati ve onun (aleyhissalâtü vesselam) bütün varlıkların en şereflisi olduğunu hatırlatır. Hakikat-i Muhammediye (aleyhissalâtü vesselam) tabir edilen küllî manevî şahsiyeti ve kutsî makamı, iki cihanın en parlak güneşi olduğuna ve bu harika makama liyâkatine dair pek çok delil ve işaret, Risale-i Nur’da kesin bir şekilde ispat edilmiştir. Binlerce delilden biri şudur:
• اَلسَّبَبُ كَالْفَاعِلِ düsturuyla, bütün ümmetinin işlediği sevapların
bir mislinin, aynen onun amel defterine de yazılması…
Dipnotlar
- “Muhammedu'r-Rasulullah.” (Muhammed Allah’ın Resûlüdür. Fetih Sûresi, 48/29)
- (Bir işe) sebep olan, (onu bizzat) yapan gibidir.