kılar, ışığını bir derece kısar. İşte bir memur olan güneş, ışığını ve sıcaklığını her gün toplayıp kaybolduğu gibi, elbette bir vakit o memuriyetten tamamen alınacaktır. Hatta güneşin vazifesinin bitmesine hiçbir sebep bulunmasa bile, yüzündeki şimdilik küçük fakat büyümeye yüz tutmuş iki leke büyüyecek ve Cenâb-ı Hak, güneşin yeryüzüne kendi izniyle verdiği ışığı yine bir emriyle geri alıp güneşin başına saracak ve “Haydi, yeryüzüyle işin kalmadı. Cehenneme git, sana ibadet edip senin gibi bir itaatkâr bir memuru sadakatsizlikle itham edenleri yak!” diyecektir. İşte o zaman güneş إِذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْ fermanını lekeli siyah yüzüyle okur.
Dokuzuncu Belâgat Nüktesi
Kur’an-ı Hakîm bazen küçük maksatları zikreder. Sonra onlar vasıtasıyla zihinleri küllî makamlara sevk etmek için o küçük maksadı, küllî bir kanun hükmünde olan güzel isimleriyle bildirerek tespit eder, tahkik edip ispatlar. Mesela:
قَدْ سَمِعَ اللّٰهُ قَوْلَ الَّتِي تُجَادِلُكَ فِي زَوْجِهَا وَتَشْتَكِۤي إِلَى اللّٰهِۗ وَاللّٰهُ يَسْمَعُ تَحَاوُرَكُمٓا إِنَّ اللّٰهَ سَمِيعٌ بَصِيرٌ
İşte Kur’an bu ayetiyle der ki: Cenâb-ı Hak, Semi’-i Mutlak’tır, her şeyi işitir. Hatta mesela, en basit hadiselerden olan, bir kadının kocasından şikâyet etmesini ve bu hususta mücadelesini Hak ismiyle işitir. Rahmetin en tatlı cilvesine mazhar, şefkatin en fedakâr bir hakikatine maden olan kadının kocasından haklı şikâyetini ve Cenâb-ı Hakk’a yakarışını büyük bir mesele olarak, önem vererek Rahîm ismiyle işitir ve Hak ismiyle ona ciddiyetle bakar. İşte bu basit maksadı küllî hale getirmek için en küçük bir hadiseyi işiten, gören ancak kâinatın imkân dairesinin dışında, her şeyi işiten, gören bir Zât olabilir. Ve kâinata Rab olan Zât’ın, kâinattaki mazlum, küçük varlıkların dertlerini görmesi, feryatlarını işitmesi gerekir. Dertlerini görmeyen, feryatlarını
Dipnotlar
- “Güneş dürülüp ışığı söndüğü zaman.” (Tekvir sûresi, 81/1)
- “Kocası hakkında sana başvurup tartışan ve halini Allah’a arz eden o kadının sözlerini elbette Allah işitti. Allah sizin konuşmalarınızı dinliyordu. Şüphesiz Allah Semi’dir, Basir’dir: Her şeyi işitir ve görür.” (Mücadele sûresi, 58/1)