edemeyip akıldan uzak buluyorsunuz. Hem gökleri ve yeri yaratan Zât, kâinatın meyvesi olan insana hayat vermekten ve onu öldürmekten aciz kalır mı? Koca ağacı idare eden, o ağacın meyvesine önem vermeyip onu başkasına mal eder mi? Bütün ağacın neticesini terk etmekle, her zerresi hikmetle yoğrulmuş yaratılış ağacını abes ve beyhude kılar mı zannedersiniz?”
Hem der ki: “Haşirde sizi diriltecek Zât, öyle bir Zât’tır ki, bütün kâinat O’nun itaatkâr bir askeri hükmünde, ‘Kün feyekûn!’ emrine tam bir itaatle boyun eğer. Bir baharı yaratmak o Zât’a bir çiçeği yaratmak kadar kolay gelir. Bütün hayvanları var etmek, O’nun kudreti için bir sineğin var edilmesi kadar kolaydır. Öyle bir Zât’a karşı, مَنْ يُحْيِ الْعِظَامَ deyip kudretine, O’nu acizlikle itham edercesine meydan okunmaz!” Sonra فَسُبْحَانَ الَّذِي بِيَدِه۪ مَلَكُوتُ كُلِّشَيْءٍ tabiriyle şöyle der: “Her şeyin dizgini elinde, her şeyin anahtarı katında olan o Zât, gece ile gündüzü, kış ile yazı bir kitabın sayfaları gibi kolayca çevirir. Dünya ve ahiret, o Kadîr-i Zülcelâl’in iki menzili gibidir; birini kapar, ötekini açar.” Madem böyledir, bütün bu delillerin neticesi olarak Kur’an, وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ der. Yani: “Sizi kabirlerinizden kaldırıp dirilterek haşir meydanına getirecek, yüce huzurunda hesabınızı görecektir.”
İşte şu ayetler, aklı ve kalbi haşri kabul etmeye hazırladı. Çünkü onun dünya hadiselerindeki benzerlerini gösterdi.
Hem bazen Kur’an, ahiret hadiselerini öyle bir şekilde anlatır ki, dünyadaki benzerlerini hissettirsin ve onu akıldan uzak görmeye, inkâra meydan kalmasın.
Mesela, ... الخإِذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْ ve ... الخإِذَا السَّمٓاءُ انْفَطَرَتْ ve
إِذَا السَّمٓاءُ انْشَقَّتْ
Dipnotlar
- “(O, bir şeyi yaratmak isteyince sadece) ‘ol!’ der, o da oluverir.” (Bakara sûresi, 2/117; Âl-i İmran sûresi, 3/47, 59; En’âm sûresi, 6/73; Nahl sûresi, 16/40; …)
- “(Çürümüş vaziyetteki) o kemikleri kim diriltecek?” (Yâsîn sûresi, 36/78)
- “Sübhandır, münezzehtir o Zât ki, her şey üzerinde hâkimiyet O’nun elindedir.” (Yâsîn sûresi, 36/83)
- “Ve sonuçta O’na döndürülürsünüz.” (Bakara sûresi, 2/245; Yûnus sûresi, 10/56; Hûd sûresi, 11/34; Kasas sûresi, 28/70, 88; Yâsîn sûresi, 36/22, 83, Fussilet sûresi, 41/21; Zuhruf sûresi, 43/85)
- “Güneş dürülüp ışığı söndüğü zaman.” (Tekvir sûresi, 81/1)
- “Gök yarıldığı zaman.” (İnfitâr sûresi, 82/1)
- “Gök yarıldığı zaman...” (İnşikak sûresi, 84/1)