İçeriğe geç
Sözler

ilan eder. Mânen der ki: “Size ve hayvanlarınıza rızık yetiştirmek için su, gökten geliyor. O suda, size ve hayvanlarınıza acıyıp, şefkat gösterip rızık yetiştirme kabiliyeti yoktur. Demek, su kendiliğinden gelmiyor, gönderiliyor. Hem toprak, bitkilerinize kucak açıyor ve rızkınız oradan geliyor. Hissiz, şuursuz toprak, rızkınızı düşünüp size şefkat gösterme kabiliyetinden pek uzaktır. Demek, toprak bitkilere kendi kendine kucak açmıyor, biri o kapıyı açıp nimetleri elinize veriyor. Hem otlar ve ağaçlar rızkınızı düşünüp size merhametle meyveleri, tohumları yetiştirmekten çok uzaktır. Ayet gösteriyor ki, onlar Hakîm ve Rahîm bir Zât’ın perde arkasından uzattığı ipler ve şeritlerdir. O Zât, nimetlerini onlara takmış, canlılara uzatıyor.”

İşte Kur’an’ın şu beyanında Rahîm, Rezzak, Mün’im ve Kerim gibi, Cenâb-ı Hakk’ın pek çok isminin tecelli ettiği yerler görünüyor.

Hem mesela,

أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللّٰهَ يُزْجِي سَحَابًا ثُمَّ يُؤَلِّفُ بَيْنَهُ ثُمَّ يَجْعَلُهُ رُكَامًا فَتَرَى الْوَدْقَ يَخْرُجُ مِنْ خِلَالِه۪ۚ وَيُنَزِّلُ مِنَ السَّمٓاءِ مِنْ جِبَالٍ فِيهَا مِنْ بَرَدٍ فَيُصِيبُ بِه۪ مَنْ يَشٓاءُ وَيَصْرِفُهُ عَنْ مَنْ يَشٓاءُ يَكَادُ سَنَا بَرْقِه۪ يَذْهَبُ بِالْأَبْصَارِ ۝ يُقَلِّبُ اللّٰهُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ إِنَّ فِي ذٰلِكَ لَعِبْرَةً لِأُۨولِي الْأَبْصَارِ ۝ وَاللّٰهُ خَلَقَ كُلَّ دٓابَّةٍ مِنْ مٓاءٍۚ فَمِنْهُمْ مَنْ يَمْشِي عَلٰى بَطْنِه۪ۚ وَمِنْهُمْ مَنْ يَمْشِي عَلٰى رِجْلَيْنِۚ وَمِنْهُمْ مَن يَمْشِي عَلٰٓى أَرْبَعٍ يَخْلُقُ اللّٰهُ مَا يَشٓاءُ إِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

Bu ayetler, Cenâb-ı Hakk’ın rubûbiyetinin en mühim mucizelerinden ve O’nun rahmet hazinesinin en hayret verici perdesi olan bulutların meydana gelişindeki ve yağmuru yağdırmasındaki benzersiz iradeyi bildirir. Bulut parçacıkları gökte dağılıp saklandıkları halde, âdeta istirahata çekilen askerlerin bir boru sesiyle toplanması gibi, Cenâb-ı Hakk’ın emriyle toplanır, bulutları meydana getirirler. Sonra küçük

514