şeyi sebeplere bağlayanlar ve putperestler gibi, başka sözde ilahlara dayanıp sana itiraz mı ediyorlar? Senden uzak mı duruyorlar?
Demek, لَوْ كَانَ فِيهِمٓا اٰلِهَةٌ إِلاَّ اللّٰهُ لَفَسَدَتَا ayetinin hükmünce, kör olmuşlar, bütün kâinatta gündüz gibi görünen şu kusursuz intizamı, tatlı ahengi görmüyorlar. Halbuki bir köyde iki muhtar, bir şehirde iki vali, bir memlekette iki padişah bulunsa düzen altüst olur ve ahenk karışıklığa döner. Oysa âlemde sinek kanadından ta göğün kandillerine kadar o derece ince bir intizam gözetilmiş ki, sinek kanadı kadar şirke yer bırakılmamıştır. Madem onlar bu derece akıl dışı; hikmete, hislere ve apaçık delillere zıt hareket ediyorlar, onların inkârı seni Cenâb-ı Hakk’ın emirlerini hatırlatma vazifesinden vazgeçirmesin.
İşte hakikat silsilesi olan şu ayetlerin yüzlerce cevherinden yalnız muhataplarını iknaya ve susturmaya dair bir tek beyan cevherini kısaca söyledik. Eğer gücüm yetseydi, birkaç cevherini daha gösterseydim sen de, “Şu ayetlerin her biri tek başına birer mucizedir.” diyecektin.
Kur’an’ın muhatabını delillerle iknası o kadar harikadır, o derece tatlı ve akıcıdır ki, en basit bir insan bile en derin bir hakikati kolayca anlar. Evet, Kur’an-ı Mucizü’l Beyan pek çok anlaşılması zor, derin hakikati herkesin nazarını okşayacak, kimsenin hislerini rencide etmeyecek, avam tabakayı zorlayıp yormayacak bir şekilde basitçe ve açıkça söyler, ders verir. Nasıl ki, bir çocukla konuşurken çocukça tabirler kullanılır. Aynen öyle de, اَلتَّنَزُّلَاتُ الْإِلٰهِيَّةُ إِلٰى عُقُولِ الْبَشَرِ denilen konuşma üslûbunda muhatabın derecesine inip öyle konuşan Kur’an, en derin âlimlerin bile fikirleriyle yetişemediği, anlaşılması zor ilahî hakikatleri ve Rabbanî sırları “müteşabih” denilen bazı benzetme ve temsillerle en ümmî, sıradan bir insanın bile anlamasını sağlar.
Mesela, اَلرَّحْمٰنُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوٰى ayeti bir temsille, Cenâb-ı Hakk’ın rubûbiyetini bir saltanat misaliyle ve âlemin idaresinde O’nun
Dipnotlar
- “Eğer gökte ve yerde Allah’tan başka ilahlar bulunsaydı oraların nizamı bozulurdu.” (Enbiyâ sûresi, 21/22)
- Cenâb-ı Hakk’ın konuşması, kulların anlayış seviyelerine göredir.
- Mânâsı açık olmayan.
- “O’dur Rahman: Rubûbiyet Arşına kurulan, kâinata hükümran.” (Tâhâ sûresi, 20/5)