her bir ayetindeki, kısmındaki, kelimesindeki ve ayetlerin birbirine karşı münasebetindeki intizamın da öyle olduğu İşarâtü’l İ’caz’da anlatılmıştır. Kim isterse ona bakabilir ve Kur’an’ın nazmındaki harika cezâleti bu surette görebilir. Yalnız bir ayetin bütünündeki nazmı göstermek için bir iki örnek vereceğiz.
Mesela: وَلَئِنْ مَسَّتْهُمْ نَفْحَةٌ مِنْ عَذَابِ رَبِّكَ
Bu cümle, azabın dehşetini göstermek için en hafif azabın şiddetli tesirine işaret eder. Yani azabın en azını ifade ederek ayetin bütünündeki mânâyı kuvvetlendirir. İşte لَئِنْ[ eğer] kelimesi, şüphede bırakmayı ifade eder. Şüphe, azlığa bakar; مَسَّ[ dokunsa] kelimesi, azıcık dokunmak mânâsındadır, yine azlığı ifade eder. نَفْحَةٌ[ küçük bir esinti] kelimesi, hafif bir kokuya işaret edip azlığı ifade ettiği gibi, kipi de birliği gösterir. “Masdar-ı merre”, yani fiilin bir defa yapıldığını bildiren mastar, gramer ilminde “biricik” demektir, azlığı ifade eder. نَفْحَةٌ kelimesindeki belirsizliğe işaret eden tenvin, azlığı ifade etmek içindir; o kadar küçük ki, bilinemiyor demektir. مِنْ ifadesi, “bir parça” demektir, azlığı bildirir. عَذَابِ[ azap] kelimesi de azlığa işaret eder, çünkü nekale yani şiddetli azaba ve ikaba yani ahiret azabına nispeten hafif bir cezadır. رَبِّكَ[ Rabbin] kelimesi de, Cenâb-ı Hakk’ın Kahhar, Cebbar ve Müntakim isimlerine karşılık yine şefkati hissettirmekle azlığa işaret ediyor.
Bu cümle, “Bu kadar hafif bir azap böyle tesirli ise Allah’ın azabı ne kadar dehşetli olur, kıyas edebilirsiniz.” mânâsını ifade eder. İşte bu cümledeki kelimeler, parçalar birbirini destekler ve asıl maksadı her biri kendi lisanıyla güçlendirir. Bu örnek bir dereceye kadar kelimelere ve maksada bakar.
İkinci örnek: وَمِمَّا رَزَقْنَاهُم يُنْفِقُونَ
Bu ayetteki kelimeler, sadakanın kabulü için gereken beş şarta işaret eder.
Birinci Şart: Sadakaya muhtaç olmayacak derecede sadaka vermek ki, مِمَّا kelimesindeki مِنْ ifadesini bölerek o şartı bildirir.
İkinci Şart: Ali’den alıp Veli’ye vermek değil, kendi malından
Dipnotlar
- “Eğer onlara Rabbinin azabından bir esinti bile dokunsa...” (Enbiyâ sûresi, 21/46)
- “Kendilerine rızık olarak (mal, güç, zekâ, bilgi; …) ne lütfetmişsek onun bir miktarını (Allah rızası için ve kimseyi minnet altında bırakmadan ihtiyaç sahiplerine geçimlik olarak) verirler.” (Bakara sûresi, 2/3)
- “…den, …dan” anlamında.