vaziyetiyle açacağına, vuku bulmuş gibi inanırsın. Eğer o topraktaki zerreler, her bir şeyin her halini bilen, her şeye kendisine lâyık vücudu ve o vücudun gereklerini vermeye gücü yeten ve her şey kudretine kusursuz bir şekilde, kolayca boyun eğen bir Zât’ın itaatkâr memurları kabul edilmezse, onların her birinde bütün çiçekler ve meyveli bitkiler sayısınca manevî fabrika ve matbaa bulunması gerekir ki, tohumlar, donanımları ve şekilleri birbirinden uzak ve farklı türde çiçek ve bitkilere kaynak olabilsin. Veya bütün o bitkilere her şeyi kuşatan bir ilim ve büyüyüp boy atmalarını sağlayacak bir kudret vermek lâzımdır ki, mevcut şekillerini alsınlar. Demek, topraktaki zerrelerin Cenâb-ı Hak’tan bağı kesilse, onlar sayısınca ilahı kabul etmek gerekir. Bu ise bin defa imkânsız içinde imkânsız bir hurafedir. O’nun memuru kabul edildikleri vakit ise her şey çok kolaydır.
Nasıl ki, büyük bir sultanın basit bir askeri, onun namıyla ve kuvvetiyle bir memleketin halkını hicret ettirebilir, iki denizi birleştirebilir, bir şahı esir edebilir. Aynen öyle de, Ezel ve Ebed Sultanı’nın emriyle, bir sinek Nemrut’u yere serer, bir karınca Firavun’un sarayını harap eder ve bir incir çekirdeği incir ağacını yüklenir.
Hem her bir zerrede, Sâni’in vücûbuna ve birliğine iki doğru şahit daha vardır. Birincisi, her bir zerre, mutlak acizliğiyle beraber pek büyük ve çeşitli vazifeleri üstlenir; ikincisi, cansız olmasına rağmen küllî bir şuuru gösteren umumi düzene uygun hareket eder. Demek, her bir zerre, acizliğinin diliyle Kadir-i Mutlak’ın varlığının vücûbiyetine; âlemdeki düzeni gözetmesiyle de O’nun birliğine şahittir.
كَمَا أَنَّ فِي كُلِّ ذَرَّةٍ شَاهِدَيْنِ عَلٰى أَنَّهُ وَاجِبٌ وَاحِ دٌ كَذٰلِكَ فِي كُلِّ حَيٍّ لَهُ اٰيَتَانِ عَلٰى أَنَّهُ أَحَدٌ صَمَدٌ
Evet, her canlıda bir ehadiyet damgası, bir de samediyet imzası bulunuyor. Zira bir canlı, Cenâb-ı Hakk’ın kâinatta cilveleri görünen
Dipnotlar
- İbni Kesîr, el-Bidâye 1/149.
- Zorunlu, vacip, varlığı kendinden olma.
- Her bir zerrede O’nun Vacib ve Vahid (Bir) olduğuna iki şahit bulunduğu gibi, her canlıda da O’nun Ehad ve Samed olduğuna dair iki delil vardır.
- Cenâb-ı Hakk’ın her varlıkta tek tek görülen, kendine ait birlik tecellisi.
- Cenâb-ı Hak hiçbir şeye muhtaç olmadığı halde her şeyin ona ebediyen muhtaç oluşu.