Şu sabırsız halin şöyle sersem bir kumandanın haline benziyor: Düşmanın sağ taraftaki kuvveti kendi birliğine katılıp taze bir kuvvet olmuşken, o tutar, mühim bir kuvvetini o tarafa gönderir, merkezi zayıflatır. Sol tarafta da henüz düşman askeri yokken, oraya büyük bir kuvvet gönderip “Ateş!” emri verir. Merkezi tamamen zayıf bırakır. Düşman işi anlar, merkeze saldırır ve orayı yerle bir eder.
Şu halinle sen, işte bu kumandana benziyorsun. Çünkü geçmiş günlerdeki ibadetlerin zahmeti, bugün rahmete çevrilmiştir. Elemi gitmiş, lezzeti kalmış. Zahmeti lezzete, sıkıntısı sevaba dönüşmüş. Öyleyse namazdan usanmak yerine yeni bir şevk, taze bir zevk ve ciddi bir gayretle ona devam etmek gerekir. Gelecek günler henüz gelmediğine göre, onları şimdiden düşünüp usanmak ve gevşeklik göstermek, aynen ileride başına gelecek açlığı ve susuzluğu bugünden düşünerek bağırıp çağırmak gibi bir divaneliktir.
Madem hakikat böyledir, aklın varsa yalnız bugünkü ibadetini düşün ve “Günümün bir saatini, ücreti pek büyük, zahmeti pek az olan, hoş, güzel ve yüce bir hizmete sarf ediyorum.” de! O zaman acı usancın tatlı bir gayrete dönüşür.
İşte, ey sabırsız nefsim! Sen üç çeşit sabırla vazifelisin. Biri: İtaat ve ibadette sabırdır. İkincisi: Günahlara karşı sabırdır. Üçüncüsü: Belâ ve sıkıntılar karşısında sabırdır. Aklın varsa, bu üçüncü ikazdaki temsilde görünen hakikati kendine rehber edin, mertçe “Ya Sabûr” de, üç sabrı omzuna al! Eğer Cenâb-ı Hakk’ın sana verdiği sabır kuvvetini yanlış yolda kullanıp dağıtmazsan, o her zorluğa ve her derde katlanmaya yeter... O kuvvetle dayan!
Dördüncü İkaz
Ey sersem nefsim! Acaba kulluk vazifesi neticesiz ve ücreti az mı ki sana usanç veriyor? Mesela bir adam sana biraz para verse veyahut seni korkutsa, akşama kadar çalıştırır, sen de itiraz etmeden çalışırsın. Peki, bu dünya misafirhanesinde aciz ve fakir kalbini zenginleştiren, elbette gireceğin kabrini ışıklandıran, her halükârda hesap vereceğin mahşerdeki o büyük mahkemede sana kurtuluş senedi ve ister istemez üstünden geçeceğin sırat köprüsünde nur ve burak olacak namaz neticesiz midir veyahut karşılığı az mıdır?