gibi apaçık pek çok ayet, insanların ve cinlerin nazarını şu ebedî mucizenin en açık ve en parlak mucizelik yönüne çeviriyor. Bütün insanların ve cinlerin damarlarına dokunuyor. Dostlarının şevkini, düşmanlarının inadını tahrik edip büyük bir teşvikle, şiddetli bir istek uyandırmayla dost ve düşmanı sözlerini ona benzetmeye, onun benzerini yapmaya, onu taklide sevk ediyor. Hem o mucizeyi herkesin gözü önüne öyle bir şekilde koyuyor ki, insanın bu dünyaya gelişindeki biricik gayenin o mucizeyi hedef ve rehber edinip ona bakarak, yaratılışının neticesini bilerek yürümek olduğunu gösteriyor.
Kısacası: Diğer peygamberlerin (aleyhimüsselam) mucizeleri, birer sanat harikasına işaret ediyor; Hazreti Âdem’in (aleyhisselam) mucizesi ise insanlığın ortaya koyduğu sanat esasları ile beraber, ilimlerine, icat ettiği harikalara ve kemâl vasıflarına bir fihrist halinde, kısaca işaret ve insanı bunlara teşvik ediyor. Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) en büyük mucizesi olan Kur’an-ı Mucizü’l Beyan ise onun, Cenâb-ı Hakk’ın isimlerinin öğretilmesi hakikatine etraflıca mazhariyetini, hak ve hakikat olan ilim ve fenlerin doğru hedeflerini, dünya ve ahirette kemâlâtı ve saadeti açıkça gösteriyor. Hem pek çok, büyük teşviklerle insanı onlara sevk ediyor. Bunu öyle bir tarzda yapıyor ki, âdeta şöyle diyor: “Ey insan! Şu kâinattan en yüce maksat, Cenâb-ı Hakk’ın rubûbiyetinin tezahürüne karşı, insanın küllî bir kulluk sergilemesidir. İnsanın en yüksek gayesi, o kulluğa ilimler ve kemâl vasıfları ile yetişmektir.” Hem Kur’an bunu öyle bir şekilde ifade ediyor ki, şuna da işarette bulunuyor: “Elbette insanlık, ahirzamanda ilme ve bilime yönelecektir. Bütün kuvvetini ilimden alacaktır. Hüküm ve kuvvet, ilmin eline geçecektir.” Yine Kur’an-ı Mucizü’l Beyan, üslûbundaki berraklığı ve belâgati tekrar tekrar öne çıkardığından, işaret ediyor ki: “İlimlerin en parlağı olan belâgat ve kusursuz, açık, berrak beyan, ahirzamanda her çeşidiyle çok rağbet görecektir. Hatta insanlar fikirlerini birbirlerine kabul ettirmek ve hükümlerini uygulatmak için en keskin silahlarını beyan güzelliğinde ve açıklığında bulacak, en karşı konulmaz kuvvetlerini edâdaki belâgatten alacaklardır.”
Sözün özü, Kur’an ayetlerinin her biri birer kemâlât hazinesinin ve