İşte ey insan! Bu rahmeti bulan, ebedî, tükenmez bir nur hazinesi bulmuş olur. O hazineyi bulmanın yolu, rahmetin en parlak misali ve temsilcisi, en belâgatli lisanı ve ilancısı olan ve Kur’an’da “Âlemlere Rahmet” unvanıyla anılan Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) sünnetine uymaktır. Âlemlere rahmet olan, rahmetin o cisimleşmiş haline ulaşma vesilesi ise salâvattır. Evet, salâvatın mânâsı rahmettir. O canlı, cisimleşmiş rahmete bir rahmet duası hükmündeki salâvat, âlemlere rahmet olan o zâta kavuşmaya vesiledir. Öyleyse âlemlere rahmet olan Resûl-u Ekrem’e kavuşmak için salavâtı kendine vasıta yap ve o zâtı da (aleyhissalâtü vesselam) Rahman’ın rahmetine vesile kabul et.
Bütün ümmetin, “rahmeten li’l-âlemîn” olan zât (aleyhissalâtü vesselam) hakkında sonsuz rahmet mânâsıyla salâvat getirmesi, rahmetin ne kadar kıymetli bir ilahî hediye olduğunu ve ne kadar geniş bir daireye sahip bulunduğunu parlak bir şekilde ispat eder.
Sözün Özü: Rahmet hazinelerinin en kıymetli pırlantası ve bekçisi Zât-ı Ahmediye (aleyhissalâtü vesselam) olduğu gibi, birinci anahtarı da بِسْــــــمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ’ dir. Bu hazinelerin kapısını en kolay açan anahtar ise salâvattır.
اَللّٰهُمَّ بِحَقِّ أَسْرَارِ بِسْــــــمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى مَنْ أَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ كَمَا يَلِيقُ بِرَحْمَتِكَ وَبِحُرْمَتِه۪، وَعَلٰى اٰلِه۪ وَأَصْحَابِه۪ أَجْمَعِينَ
وَارْحَمْنَا رَحْمَةً تُغْنِينَا بِهَا عَنْ رَحْمَةِ مَنْ سِوَاكَ مِنْ خَلْقِكَ اٰمِينَ
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنآ إِلَّا مَا عَلَّمْتَنَا إِنَّكَ أَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ
Dipnotlar
- Bkz. Enbiyâ sûresi, 21/107.
- Peygamber Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) salât ve selam getirmenin önemine dair bkz. Ahzâb sûresi, 33/56; Müslim, salât 11, 70; Tirmizî, vitr 21; Ebû Dâvûd, salât 36, 201, vitr 26.
- Âlemlere rahmet.
- Allahım! ‘Bismillâhirrahmânirrahîm’in sırlarının hakkı için, âlemlere rahmet olarak gönderdiğin zâta ve bütün âl ve ashabına, Senin rahmetine ve onun hürmetine yaraşır bir şekilde salât ve selam eyle. Bize de, öyle bir rahmetle merhamet et ki, Senden gayrı, mahlûkatından hiç kimsenin merhametine muhtaç olmayalım.
- “Sübhansın ya Rab! Senin bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki? Her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin.” (Bakara sûresi, 2/32)