İçeriğe geç
Sözler

düşürüyor, gururunla tahrip ediyor, nankörlüğünle hiçe indiriyor ve onları sahiplenerek gasp ediyorsun. Senin vazifen böbürlenmek değil, şükürdür. Sana lâyık olan, şöhret değil, tevazu ve mahcubiyettir. Hakkın övülmek değil, istiğfardır, pişmanlıktır. Kemâl vasıflarına kendini beğenmekle değil, her şeyi Allah’tan bilmekle ulaşırsın.

Evet, sen benim vücudumda, âlemdeki tabiata benzersin. İkiniz de hayrı kabul etmek ve şerre çıkış noktası olmak için yaratılmışsınız. Yani fail ve kaynak değilsiniz; aksine, dış tesir ile hareket edersiniz. Yalnız bir tesiriniz var; o da, mutlak hayırdan gelen hayrı güzel bir surette kabul etmeyerek şerre sebep olmanızdır. Hem siz birer perde olarak yaratılmışsınız ki, güzelliği fark edilmeyip çirkin görünen hadiseler sizden bilinsin ve Cenâb-ı Hakk’ın mukaddes Zât’ının noksanlıklardan uzak görülmesine vesile olasınız. Halbuki yaratılış vazifenize tamamen zıt bir suret giymişsiniz. Kabiliyetsizliğiniz yüzünden hayrı şerre çevirdiğiniz halde, güya Hâlık’ınıza icraatında ortak olduğunuzu iddia ediyorsunuz! Demek, her şeyi nefsinden ve tabiattan bilen, gayet ahmak, gayet zalimdir.

Sakın, “Ben bu güzelliklere mazharım. Güzele mazhar olan güzelleşir.” deme. Zira güzellik mahiyetinin özü haline gelmediğinden, ona mazhar değil, sadece onun uğrağı olursun.

Hem, “İnsanlar içinde ben seçildim. Bu meyveler benimle gösteriliyor. Demek, bir meziyetim var.” da deme! Hayır, hâşâ! Belki herkesten önce sana verildi, çünkü sen herkesten daha müflis ve daha muhtaçtın, daha çok elem çekiyordun.3 Haşiyeِ Bu yüzden senin eline verildi.

İkinci Nokta

أَحْسَنَ كُلَّ شَيْءٍ خَلَقَهُ ayetinin bir sırrını izah eder. Şöyle ki:

Her şeyde, hatta en çirkin görünen şeylerde bile hakiki bir güzellik tarafı vardır. Evet, kâinattaki her şey, her hadise ya bizzat güzeldir; buna “hüsn-ü bizzat” (zâtına ait güzellik) denir. Ya da neticeleri yönüyle güzeldir, buna da “hüsn-ü bilgayr” (dolaylı güzellik) denir. Bir kısım hadiseler var ki, görünüşte çirkin ve karmakarışıktır. Fakat o görünen perdenin arkasında gayet parlak güzellikler ve intizam bulunur.

283