İçeriğe geç
Sözler

Barla Yaylası, Tepelice’de çam, katran, ardıç ve karakavak ağaçlarının meyvesi hakkında yazılan Farsça beyitlerin mânâsı:

هَرْكَسْ بِتَمَاشَا گِه حُسْنَاتَه ژِهَرْجَايْ تَشْبِيهِ نِگَارَانْ بِجَمَالَاتَه دِنَازِنْ

Yani: Senin güzelliğini seyretmeye, herkes her yerden koşup gelmiş. Senin cemâlinle naz ediyorlar.

يَا رَبْ! هَرْ حَيْ بِتَمَاشَاكِه صُنْعِ تُو زِهَرْجَايْ بَتَازِي

Her canlı, Senin sanatın olan yeryüzünü seyretmek için her yerden çıkıp bakıyor.

زِنَشِيبُ اَزْ فِرَازِي مَانَنْدِ دَلَّالَانْ بِنِدَاءِ بِاوَازِي

Aşağıdan, yukarıdan ilancılar gibi çıkıp bağırıyorlar.

دَرْ رَقْصِ بَازِي36 NÜSHAدَمْ دَمْ زِجَمَالِ نَقْشِ تُو

Birer ilancı gibi olan o ağaçlar Senin nakışlarının güzelliğinden keyiflenip oynuyor.

زِكَمَالِ صُنْعِ تُو خُوشْ خُوشْ بِگَازِي

Senin kusursuz sanatınla neşelenip güzel güzel seslerini duyuruyorlar.

زِشِيرِينِي اٰوَازِ خُودْ هَيْ هَيْ دِنَازِي

Âdeta seslerinin tatlılığı onları da neşelendirip nazenin bir şekilde nazlandırıyor.

اَزْ وَيْ رَقْصَه امَدْ جَذْبَه خَازِي

İşte ondandır ki, şu ağaçlar raksa kalkmış, âdeta kendilerinden geçmek istiyor.

اَزِينْ اٰثَارِ رَحْمَتْ يَافْتْ هَرْ حَيْ دَرْسِ تَسْبِيحُ نَمَازِي

İlahî rahmetin şu eserleriyle, her canlı, kendine has tesbihin ve namazın dersini alıyor.

276