هُوَ الْبَاقِي
حَكِيمُ الْقَضَايَا نَحْنُ فِي قَبْضِ حُكْمِه۪ هُـوَ الْحَكَمُ الْـعَـدْلُ لَـهُ الْأَرْضُ وَالـسَّـمَـاءُ عَـلِيمُ الْخَـفَايَا وَالْـغُـيُـوبِ فِي مُـلْـكِه۪ هُوَ الْقَادِرُ الْقَيُّومُ لَهُ الْعَرْشُ وَالثَّرَاءُ لَـطِيفُ الْمَزَايَا وَالنُّـقُوشِ فِي صُـنْـعِه۪ هُوَ الْفَاطِرُ الْوَدُودُ لَهُ الْحُسْنُ وَالْبَهَاءُ جَـلِيلُ الْمَرَايَا وَالشُّـؤُونِ فِي خَـلْـقِـه۪ هُوَ الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ لَهُ الْعِزُّ وَالْكِبْرِيَاءُ بَـدِيعُ الْبَرَايَا نَحْنُ مِنْ نَـقْـشِ صُنْعِـه۪ هُوَ الدَّائِـمُ الْـبَاقِي لَهُ الْمُـلْكُ وَالْـبَقَاءُ كَرِيمُ الْعَطَايَا نَحْنُ مِنْ رَكْبِ ضَيْفِه۪ هُوَ الرَّزَّاقُ الْكَافِي لَهُ الْحَمْدُ وَالثَّنَاءُ جَمِيلُ الْهَدَايَا نَحْنُ مِنْ نَسْـجِ عِـلْمِه۪ هُوَ الْخَالِقُ الْوَافِي لَهُ الْجُودُ وَالْعَطَاءُ سَـمِـيعُ الـشَّـكَـايَا وَالـدُّعَاءِ لِـخَـلْـقِـه۪ هُوَ الرَّاحِمُ الشَّافِي لَهُ الشُّكْرُ وَالثَّنَاءُ غَـفُـورُ الْـخَـطَـايَا وَالـذُّنُوبِ لِـعَـبْـدِه۪ هُوَ الْغَفَّارُ الرَّحِيمُ لَهُ الْعَفْوُ وَالرِّضَاءُ
Ey nefsim! Kalbim gibi ağla, bağır ve de ki:
“Fâniyim, fâni olanı istemem.
Acizim, aciz olanı istemem.
Ruhumu Rahman’a teslim eyledim, başkasını istemem!
İsterim, fakat bâki bir yâr isterim.
Zerreyim, fakat ebedî bir güneş isterim.
Tamamen bir hiçim, fakat bu mevcudatı her şeyiyle isterim.”
Dipnotlar
- O’dur Bâkî. O, hükmünün kazasında Hakîm’dir; biz de O’nun hükmü altındayız. Hakem olan O, Adl olan O’dur; yeryüzü ve gökler O’nundur. Mülkünde gizli ve kapalı olanı O hakkıyla bilir. Kadir olan O, Kayyûm olan O’dur; Arş da, yer de O’nundur. Sanatının nakışlarında ve vasıflarında görünen, O’nun lütfudur. Fâtır O’dur, Vedûd O; mahlûkattaki bütün güzellikler O’nundur. Varlıkların aynasında ve mahlûkatının her şeyinde görünen, O’nun celâlidir. Melik O’dur, Kuddûs O; izzet ve büyüklük de O’na aittir. Mahlûkatını büyüleyici sanat içinde var eden O’dur; biz de O’nun sanatının nakışlarıyız. Dâim O’dur, Bâkî O; mülk ve bekâ O’nundur. O ihsanlarında pek kerîmdir; biz de O’nun misafir kafilelerindeniz. Rezzak O’dur, her ihtiyaca Kâfi O; hamd ve senâ O’na mahsustur. Rahmet hediyelerinde görünen, O’nun cemâlidir. Biz de O’nun ilminin nakışlarındanız. Hâlık O’dur, Vâfî O; cömertlik ve bağışlama O’nundur. Mahlûkatının şikâyet ve dualarını işiten O’dur. Merhamet eden O, şifâ veren O; şükür ve senâ O’na mahsustur. Kullarının hata ve günahlarını bağışlayan da O’dur. Gaffâr O’dur, Rahîm O; af da, rıza da O’ndandır.