Bir’i gör, başkaları her vakit görünmüyor, yokluk perdesinde saklanıyor.
Bir’i bil, O’nu bilmeye yardım etmeyen başka mâlumat faydasızdır.
Bir’i söyle, O’na ait olmayan sözler boş, lüzumsuz sayılabilir.
نَعَمْ صَدَقْتَ اَيْ جَامِي؛ هُوَ الْمَطْلُوبُ،
هُوَ الْمَحْبُوبُ، هُوَ الْمَقْصُودُ، هُوَ الْمَعْبُودُ
Evet Câmi, pek doğru söyledin. Hakiki mahbub (sevgili), hakiki matlup (talep edilen), hakiki maksut (istenen), hakiki mabud yalnız O’dur...
كِه «لٓا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ»بَرَابَرْ مِيزَنَدْ عَالَمْ
Çünkü bu âlem, her şeyiyle, türlü türlü dilleriyle, ayrı ayrı nağmeleriyle, Cenâb-ı Hakk’ın zikredildiği büyük bir halkada beraber لٓا إِلٰهَ إِلاَّ هُوَ der, O’nun birliğine ve tekliğine şahitlik eder. لٓا أُحِبُّ الْاٰفِلِينَ sözünün açtığı yaraya merhem sürer ve alâkayı kestiği mecazî sevgililer yerine, insana bâki bir Sevgili’yi gösterir.
Dipnotlar
- “Allah, o hak Mabud’dur ki kendisinden başka ilah yoktur.” (Bakara sûresi, 2/163, 255; Âl-i İmran sûresi, 3/2, 6, 18; Nisâ sûresi, 4/87 …)
- “Ben öyle sönüp batanları tanrı diye sevmem.” (En’âm sûresi, 6/76)