دَائِرَۀِ اِحْتِيَاجْ مَانَنْدِ دَائِرَ مَدِّ نَظَرْ بُزُرْگِي دَارَسْت
İhtiyaç dairesi, gözün ulaştığı daire kadar büyük ve geniştir.
خَيَالْ كُدَامْ رَسَدْ اِحْتِيَاجْ نِيزْ رَسَدْ
دَرْ دَسْت هَرْ چِه نِيسْت دَرْ اِحْتِيَاجْ هَسْت
Hatta hayal nereye giderse ihtiyaç dairesi de o kadar genişler. Orada da ihtiyaç vardır. Belki elde ne yoksa ihtiyaçta vardır; elde olmayan, ihtiyaç dairesinde bulunur. Elde olmayanlar ise sonsuzdur.
دَائِرَۀِ اِقْتِدَارْ هَمْجُو دَائِرَ دَسْتِ كُوتَاهْ كُوتَاهَسْت
Halbuki iktidar dairesi sınırlıdır. Elimin uzanabildiği daire kadar küçük ve dardır.
پَسْ فَقْرُ و حَاجَاتِ مَا بَقَدْرِ جِهَانَسْت
Demek ki, fakrım ve ihtiyaçlarım dünya kadardır.
وَسَرْمَايَۀِ مَا هَمْچُو «جُزْءِ لَا يَتَجَزَّا» اَسْت
Sermayem ise zerre kadar, az bir şeydir.
اِينْ جُزْء كُدَامْ وَاِينْ كَائِنَاتِ حَاجَات كُدَامَسْت؟
İşte cihan kadar ve milyarlar ile ancak elde edilecek ihtiyaçlar nerede, şu beş paralık cüzî irade nerede? Onlar bununla satın alınmaz, bununla kazanılmaz. Öyleyse başka bir çare aramak gerekir.
پَسْ دَرْ رَاهِ تُو، اَزْ اِينْ جُزْء نِيزْ بَازْ مِي گُزَشْتَنْ چَارَۀِ مَنْ اَسْت
O çare, cüzî iradeden de vazgeçip, işini Cenâb-ı Hakk’ın iradesine bırakarak kendi güç ve kuvvetinden sıyrılmak, O’nun kudretine ve kuvvetine sığınarak tevekkül hakikatine yapışmaktır. Ya Rab! Madem kurtuluş çaresi budur. Senin yolunda cüzî irademden vazgeçiyor ve benliğimi terk ediyorum.
تَا عِنَايَتِ تُو دَسْتْگِـيرِ مَنْ شَوَدْ، رَحْمَتِ بِي نِهَايَتِ تُو پَـنَاهِ مَنْ اَسْت
Ta ki, senin inayetin aczime ve zayıflığıma merhamet edip elimden tutsun. Ve rahmetin, fakr ve ihtiyacıma şefkat gösterip bana dayanak olabilsin, kapısını açsın.