İçeriğe geç
Sözler

Haşiye: İman, bir zerre hükmündeki o sınırlı irade yerine, sonsuz bir kudrete

dayanmak için bir vesika verir ve belki imanın kendisi bir vesikadır.

كِه اُو جُزْء هَمْ عَاجِزْ، هَمْ كُوتَاهُ و هَمْ كَمْ عَيَارَسْت

Halbuki insanın cüzî irade denilen o silahı hem aciz hem kısadır; ayarı noksandır, bir şey var edemez. Gayretten başka bir şey elinden gelmez.

Haşiye: İman, o cüzî iradeyi Allah namına değerlendirmeyi sağlayıp her şeye kâfi hale getirir. Bir askerin, sınırlı kuvvetini devlet hesabına kullandığı vakit kendi gücünün binlerce kat üstünde işler görmesi gibi…

نَه دَرْ مَاضِي مَجَالِ حُلُولْ، نَه دَرْ مُسْتَقْبَلْ مَدَارِ نُفُوذَسْت

Cüzî iradem ne geçmiş zamana dâhil olabilir ne de gelecek zamana nüfuz edebilir. Geçmişe ve geleceğe dair emellerime ve elemlerime faydası yoktur.

Haşiye: İman, dizginini hayvanî olan cismin elinden alıp kalbe ve ruha teslim ettiği için, geçmişe nüfuz edip geleceğe gidebilir. Çünkü kalb ve ruhun hayat dairesi geniştir.

مَيْدَانِ اُو اِينْ زَمَانِ حَالْ، وَيَكْ اٰنِ سَيَّالَسْت

O cüzî iradenin hareket sahası, şu kısacık şimdiki zaman ve sadece bir andır.

بَا اِينْ هَمَه فَقْرهَا وَضَعْفهَا، قَلَمِ قُدْرَتِ تُو اٰشِكَارَه نُوِشْتَه اَسْت،

«دَرْ فِطْرَتِ مَا»: مَيْلِ اَبَدْ وَاَمَلِ سَرْمَدْ

İşte bütün bu ihtiyaçlarımla, zayıflığımla, fakrım ve acizliğimle beraber altı yönden gelen dehşet ve korkularla perişan bir haldeyken; kudret kalemiyle, yaradılışımın sayfasında ebediyete uzanan arzular ve sonsuzluğa yayılan emeller açık bir şekilde yazılmış, mahiyetime yerleştirilmiştir.

بَلْكِه هَرْ چِه هَسْت، هَسْت

Belki dünyada ne varsa, örnekleri fıtratımda bulunur. Hepsiyle alâkadarım. Onlar için kabiliyetlerimi, duygularımı çalıştırıyor, çalışıyorum.

262