İçeriğe geç
Sözler

gösterici bir eserdir. “Aferin, bârekâllah!” der, “İşte hikmet budur, ilim ve hikmet sahibi bunu yazana derler. Öteki adam ise haddini aşmış bir sanatkârdır.” Ardından hükümdar, eserine bir mükâfat olarak, o âlime tükenmez hazinesinden her bir harfine karşılık on altın verilmesini buyurur.

Eğer bu temsili anladıysan bak, hakikatin yüzünü de gör:

Hikâyedeki o ziynetli Kur’an, şu sanatla yaratılmış kâinattır. O hükümdar, sonsuz hikmet sahibi, varlığı ezelî olan Cenâb-ı Hak’tır. O iki adamdan ilki, Allah’ı tanımayan felsefeyi ve onun takipçilerini temsil eder. Diğer adam ise Kur’an ve talebelerini… Evet, Kur’an-ı Hakîm, büyük bir Kur’an hükmündeki şu kâinatın en yüce tefsircisi ve en beliğ tercümanıdır. O Furkan’dır ki, şu kâinatın sayfalarında ve zamanın yapraklarında kudret kalemiyle yazılan yaratılış kanunlarını cinlere ve insanlara ders verir. Hem her biri mânidar birer harf olan varlıklara “manâ-yı harfî” nazarıyla, yani onu sanatla yaratan Zât hesabına bakar, “Ne kadar güzel yapılmış, ne kadar güzel bir surette Yaratıcısının güzelliğine işaret ediyor!” der. Ve böylece kâinatın hakiki güzelliğini gösterir.

“İlm-i hikmet” dedikleri felsefe ise kâinat kitabının harfleri hükmündeki varlıkların süslerine ve birbiriyle münasebetlerine dalmış, sersemleşmiş ve hakikatin yolunu şaşırmıştır. Şu yüce kitabın harflerine “manâ-yı harfî” ile, yani Allah hesabına bakmak gerekirken, öyle yapmayıp “manâ-yı ismî” ile, yani her şeye kendisi için bakar, her şeyden öyle bahseder. “Ne güzel yapılmış!” demek yerine, “Ne güzeldir!” der, onu çirkinleştirir. Böylece kâinatı kıymetsiz görüp kendinden şikâyetçi yapar. Evet dinsiz felsefe, hakikatsiz bir safsatadır ve kâinatı hor görmedir.

İkinci Esas

Kur’an-ı Hakîm’in hikmetinin insanın şahsî hayatına verdiği ahlâk terbiyesiyle felsefenin verdiği dersin karşılaştırması:

Felsefenin hâlis talebesi, bir firavundur. Fakat menfaati için en kıymetsiz şeye ibadet eden zelil bir firavundur. Menfaat gördüğü her şeyi kendine “rab” tanır. Hem o dinsiz felsefe talebesi asi ve inatçıdır, fakat bir lezzet için sonsuz zilleti kabul eden miskin bir asidir. Kıymetsiz bir

167