Hakîm-i Zülcelâl’in hikmetine, kudretine bak! سُبْحَانَ اللّٰهِ ve güneşin ömründeki saniyeler sayısınca, ، لٓا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ، بَارَكَ اللّٰهُمَا شٓاءَ اللّٰهُ de!”
Demek, gökteki bu lambalarda harika bir düzen var ve onlara çok dikkatle bakılıyor. Âdeta o yanan ve ışık veren çok sayıdaki büyük kütlenin ve nurlu kandillerin buhar kazanı, harareti tükenmeyen cehennemdir; onlara nursuz sıcaklık veriyor. Ve o elektrik lambalarının kaynağı ve merkezî fabrikası ebedî cennettir ki, onları nurlandırıp aydınlatıyor; Hakem ve Hakîm isimlerinin en büyük cilvesiyle düzenli olarak yanmaya devam ediyorlar.
Ve bunlar gibi, yüzlerce ilimden her birinin kesin şahitliğiyle, bu kâinat eksiksiz, mükemmel bir düzen içinde sayısız hikmet ve faydayla süslenip donatılmıştır. Cenâb-ı Hak, o harika ve kuşatıcı hikmetiyle kâinatın bütününde gösterdiği intizamı ve gayeleri, en küçük bir canlıya ve çekirdeğe de küçük bir ölçekte yerleştirmiştir. Mâlum ve açıktır ki, o gayeleri, hikmetleri ve faydaları sürekli takip edip gözetmek, bir irade ile, kasıt ile, dileme ile olabilir; başka türlü olamaz. Bu, iradesiz, kasıtsız, şuursuz sebeplerin ve tabiatın işi olamayacağı gibi, onların bu işe müdahalesi de mümkün değildir.
Kısacası, kâinattaki bütün varlıkların kusursuz intizamları ve sayısız hikmetleriyle varlığını gerektirdikleri ve gösterdikleri, dilediği her şeyi yapan bir Sâni-i Hakîm’i bilmemenin veya inkâr etmenin, ne kadar hayret verici bir cehalet ve divanelik olduğu tarif edilemez. Evet, dünyada hayret edilecek bir şey varsa, o da bu inkârdır. Çünkü kâinattaki bütün varlıklarda görülen kusursuz düzen ve sonsuz hikmetler, O’nun varlığına ve birliğine şahitlik ettiği halde, O’nu görmemenin ve bilmemenin, ne derece körlük ve cehalet olduğunu, en kör cahil bile anlar. Hatta diyebilirim ki, kâinatın varlığını inkâr ettikleri için ahmak sanılan sofistler, kâfirlerin en akıllılarıdır. Çünkü kâinatın varlığını kabul ettikten sonra onun Yaratıcısına, Allah’a inanmamak mümkün değildir. Bu yüzden sofistler kâinatı inkâra başlamış, sonunda kendilerini de inkâr etmişler. “Aslında hiçbir şey
Dipnotlar
- Allah’ı bütün eksikliklerden tenzih ederim.
- “Maşallah! Allah ne güzel dilemiş ve yapmış!”
- Allah hayır ve bereketini artırsın.
- “Allah, o hak Mabuddur ki, kendisinden başka ilah yoktur.” (Bakara sûresi, 2/163, 255; Âl-i İmran sûresi, 3/2, 6, 18; Nisâ sûresi, 4/87)