Bamteli17 Ağustos 2026

Bamteli Yeni - Temsildeki Güç Haldeki Tesir

Soru: Muhterem Efendim,

Hizmet edilen coğrafyalarda, ‘dışarıdan gelen bir yabancı’ olarak kendi mesajımızı ve gaye-i hayalimizi, yerel toplumların değerleri ve öncelikleriyle nasıl buluşturabiliriz?

Bu doğrultuda, hangi argümanları, hangi dil ve üslupla sunarak mesajımızın ve gaye-i hayalimizin onlar tarafından da benimsenmesini sağlayabiliriz?

00:00 Öncelikle meseleyi dinimizin temel kaynaklarında da olduğu gibi insani değerlere bağlamak lazım!

00:46 Tavır ve davranışlarımızla engin bir insanlık tavrı sergilersek en azından o insanlara “bunlarla uzlaşma olabilir, bunlarla vifak ve ittifak sağlanabilir” dedirtebiliriz.

02:37 Hususiyle bir kısım yanlışlıklardan dolayı Müslümanlık “teröristlerin dini” gibi algılanıyor. Müslümanlık bu yanlış algıdan farklı olarak ortaya konulduğu zaman size inanacak ve güveneceklerdir.

02:56 O insanlar size güvenmeden, sizin emin insanlar, mümin insanlar olduğunuzu bilmeden değerlerinizi dayatma söz konusu olursa tepki alır, çok ciddi reaksiyonlarla karşı karşıya kalırsınız.

03:16 “İyi insanlar” olduğunuz hissini uyarmanız ve hâlinizle pek çok problemi halletmiş olmanız lazım. Kucaklanmak için kucaklamak lazım. Onlardan beklediklerinizi onların da sizden beklediğini unutmamanız lazım. Bu ise ciddi bir empatiye bağlı.

03:52 Siz kendinizi böyle ifade edince değişik mertebelerde yaklaşmalar olacaktır. Belki bazıları sizin bütün değerlerinizle kabul edecek, bazıları sizi müsamaha ile karşılayacak, bazıları da “bu insanlara ilişmek doğru değil” diyecekler... Fakat bütün bunlar zamana vabeste şeylerdir.

04:35 Okunduğu zaman insanı kitaplardan daha çok inandıracak şey, insanın tavır ve davranışlarıdır. Değişik vesilelerle ifade edildiği gibi, Efendimiz’in (s.a.s.) iki kanadı vardır. Biri tebliğ kanadı, diğeri de onu yaşama kanadı.

05:16 Şöyle diyebilirsiniz: Efendimiz’in (s.a.s.) mesajı, mesajın büyüklüğü ölçüsünde büyük bir insanla temsil edilmeseydi hüsn-i kabul görmezdi.

06:45 Temsil çok önemlidir. Kitaplarla, demagoji, felsefe yaparak, “Al kitabı, bak... Aklın başına gelsin.” falan diyerek değil. Akılları başa getirecek şey, temsildeki insaniliktir. Derin insaniliğin, derin temsilin, derin ve ciddi mütemadi hâlin halletmeyeceği hiçbir problem yoktur.

07:14 Allah ehl-i hâlin hâliyle hâllendirsin. O mübarek biricik mümessilin, temsil kahramanının temsili ile bizleri serfirâz kılsın.

07:48 Biz enbiya-ı izam’ın yolunda, o yolun emekleyerek ilerleyen yolcularıyız, dik yürüdüğümüz söylenemez bizim.

08:25 Enbiya-ı İzâm’ın ilk tâbileri, o yola ilk sülûk edenler, biraz da toplumun ezilmiş insanları idi. Bu bütün devirlerde böyle olmuştur. Bu dönemde de öyle olur. Fakat bu meselenin bir yanı!

10:06 Bir diğer yanı ise, Efendimiz (s.a.s.) onlar içinden kitleleri arkasından sürükleyebilecek insanlara daha çok anlatmaya çalışıyordu.

11:37 Efendimiz (s.a.s.) istiyor ki o Mekke’nin ileri gelenleri de inansınlar ve kitleleri arkalarından sürüklesinler. Fakat âdet-i sübhânî öyle değil.

11:51 Bu açıdan sizin de biri bin yapabilecek insanlarla özel mahiyette meşgul olmanız makul görülebilir. Diğer türlü hem mesajınızı ulaştırma hem onları alıp bir yerde ağırlama mevzuu çok zor olur.

12:38 Kitleler o türlü insanların gözünün içine bakarlar ve dedikleri şeyleri dinlerler. Herkese ulaşamayacağınıza göre, ulaşacağınız kimseler “bir şey” olmalı! Bu açıdan ekâbir ile meşgul olmada bir mahzur yok.

13:11 Fakat ekâbir, ekâbir olduğundan dolayı, biz de bunlarla düşüp kalkalım, diğer fakiri fukarayı görmeyelim, başkalarının baktığı gibi onlara ayak takımı gibi bakalım, gibi mülahazalar dinin ruhuna aykırıdır, dine karşı saygısızlıktır.

13:54

Dil-i câhilde olmaz nûr-ı irfân

Ki nâ-dânın olur kalbi de nâ-dân

Okçuzâde Mehmed Şâhî

Not: M. Fethullah Gülen Hocaefendinin 18 Kasım 2011 tarihinde yapmış olduğu ilk kez yayınlanan sohbeti.