Cihânın dört bir tarafında Nâm-ı Celîl-i Muhammedî’nin i‘lâsı uğrunda sa‘y ü gayret gösteren, kadın-erkek bilcümle kardeşlerimizin; husûsan bu mübarek gaye uğrunda senelerdir hürriyetleri gasp edilmiş, hayatları tahdîd altına alınmış Medrese-i Yûsufiyye mahpuslarının ve umum manzara itibarıyla âdeta bir habs-i umûmî manzarası arz eden Türkiye’deki cümle mazlûmîn ve mağdûrînin mübarek Ramazan Bayramlarını tebrîk ederiz.
Bâb-ı Rahmet’ten niyâzımız odur ki, Hazret-i Hak en karîb vakitte cümle kardeşlerimize ferah u ferec ihsân eylesin; gasb olunan hürriyetlerine ve zâyi‘ edilen ömürlerine yeniden vuslat nasîb buyursun.
M. Fethullah Gülen Hocaefendinin 8 Kasım 2011 tarihinde yapmış olduğu ilk kez yayınlanan sohbeti.
Soru: Muhterem Efendim,
Bayram günlerinde vicdanlarımızda hicran ve dâu’s-sıla duyguları daha ağır basıyor. Bayramlar bizi adeta hüzün ve sevinç berzahına çıkarıyor ki o berzahta da hüzün atmosferi daha yoğun oluyor.
Bu hâl, bayramın ruhuna münâfi sayılır mı? Böyle bir ruh hâli, bayramın genel ahengine uyar mı?
Soru: Muhterem Efendim,
Rivayetlerde; bayramlarda “zikrullaha ve şükre azmetme” tergibâtında (teşvikinde) bulunuluyor.
Bunun hikmetleri adına neler lutfedersiniz?
Soru: Muhterem Efendim,
Bayram ile alakalı yazılarda; dünü, bugünü ve yarını beraber düşünme, birlikte mütalaaya alma ifade edilirken, muhasebe duygusunun bayramlarda daha ağır bastığı da dile getiriliyor.
Bayram ile muhasebe duygusu arasında nasıl bir irtibat vardır; bu hususta neler lütfedersiniz?
