Söz buraya gelmişken, asıl konumuz olmasa da bir hususa dikkatinizi çekmek istiyorum: Yaptığı amellerde mükemmelliğin peşinde olan bir mü’minin amacı, başkalarının beğeni duygusunu harekete geçirip onu gıptaya sevk etmek değildir. Bilakis o, yapılan işin hakkını vermek suretiyle rıza-i ilâhiyi tahsil etmeye çalışır. Bu açıdan böyle birisine imrenmek, ona benzemeye çalışmak, uhrevî güzellikleri elde etme noktasında ondan geri kalmamak için gayret etmek gibi düşünceler makbul olsa da, kıskançlık ve rekabet duygusuyla meseleye yaklaşmak asla bir mü’min sıfatı olamaz.
Melekler Bizim İçin Ne Güzel Örnek!
Kur’ân-ı Kerim, melekler hakkında, لَا يَعْصُونَ اللّٰهَ مَۤا أَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ “Onlar asla Allah’a isyan etmez ve kendilerine verilen bütün emirleri tam olarak yerine getirirler.”217 buyurmuştur. Yani onlar, Allah’ın her bir emrini kılı kırk yararcasına yerine getirir ve bir milim ölçüsünde bile O’nun emirlerine muhalefet etmezler. Bu özellikleri itibarıyla onlar bizim için önemli birer örnektir. Dolayısıyla mü’minler de işlerini, Cebrail (aleyhisselâm) çizgisinde dengeli, yerinde ve takdir-i ilâhiye mazhar olacak şekilde yerine getirmelidirler. Gerekirse Allah’ın kendilerine ihsan buyurduğu iradenin hakkını verme ve sorumlu oldukları vazifeleri mükemmel bir şekilde yerine getirme adına göbeklerini çatlatmalı, şakaklarını zonklatmalıdırlar. Zira güzel bir sözde ifade buyrulduğu gibi, kim bir işin arkasına düşer, onu yerine getirme adına bütün ceht ve gayretini ortaya koyarsa, Allah da ona istediğini lütfeder.218