İçeriğe geç

İnsanlığın Kurtulamadığı Kast Sistemi

Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) ikinci olarak, وَالطَّعْنُ فِي الْأَنْسَابِ lafzıyla, neseplerinden ötürü başkalarının ta’n u teşniye tâbi tutulmasını zikretmiştir. Hâlbuki bir insanın fakir bir ailede neş’et etmesi, babasının koyun güden bir çoban olması ona bir şey kaybettirmeyeceği gibi, –yukarıda ifade edildiği üzere– onun falanın filânın soyundan gelmesi de ona bir şey kazandırmayacaktır. Önemli olan, insanın zatî değere sahip olmasıdır. İbrahim Hakkı Hazretleri’nin şu beyitleri bu durumu ne güzel özetler:

“ Hakkı gel sırrını eyleme zâhir
Olayım der isen bu yolda mâhir;
Harâbat ehline hor bakma Şâkir
Defineye mâlik vîrâneler var.”

Evet, sizin çok virane gördüğünüz öyle insanlar vardır ki o viranelerin bağrında defineler yatıyordur.

Bu açıdan yetiştiği kültür ortamına, maddî durumuna, içinde bulunduğu muhite, aile çevresine vs. bakarak insanları ta’n u teşniye tâbi tutmak kesinlikle doğru değildir. Esasında kendini üstün görme ve başkalarını hafife alma duygusu, çok daha eski dönemlere dayanmaktadır. Hint dinlerinden kaynaklandığı ve Hindistan’da doğduğu söylenen “kast sistemi” inancı aslında, enbiya-i izâmın mesajıyla iyi bir terbiyeden geçmeyen pek çok toplumda varlığını sürdürmüştür. Günümüzde de böyle bir anlayışın açık-kapalı farklı tezahürleriyle, ülkemiz de dâhil, dünyanın pek çok yerinde olduğunu söyleyebiliriz. Eğer insanlık günümüzde bu kadar medenileşme, demokratikleşme ve insan haklarında ilerleme iddiasına rağmen, farklı şekil ve tezahürleriyle hâlâ kast sistemini devam ettiriyorsa, insanlık âlemi olarak durumumuzun yeniden gözden geçirilmesi gerektiği kanaatindeyim.

89