Evet, her insanda bir kısım zaaflar olabilir. Bazıları, içinde bulundukları heyetin genel ahengini bozacak bir kısım tavır ve davranışlara girebilirler. Bazıları, umumi ahengi zedeleyecek bir kısım hata ve günahlar irtikâp edebilirler. Bazıları, bir buz parçası gibi olan enaniyetlerini eritip bir ve bütün olma şuurunu yakalayamayabilirler. Bütün bunlar karşısında bize düşen de vicdan enginliğiyle meseleleri değerlendirmek, şahısların hata ve kusurlarına öfkelenip onları kendimizden uzaklaştırmamak, aksine onları kazanmaya çalışmak, ıslah gayreti içinde bulunmak ve böylece emanetimize aldığımız bu işi güven içinde götürebildiğimiz yere kadar götürmektir.
Nitekim Kur’ân-ı Kerim’de birçok âyet-i kerimede, mü’minlere kötülüğü iyilikle savmaları,69 affedici ve müsamahakâr olmaları emredilmiştir.70 Dolayısıyla Kur’ân’ın bize telkin buyurduğu bu disiplinlere bağlı hareket etmeli, elden geldiğince kusurları görmemeliyiz. Aksi takdirde çoklarını ürkütür ve kaçırırız. Bu da Hak rızası yolunda yapmaya çalıştığımız güzel faaliyetlere zarar verir. Evet, eğer vifak ve ittifakı korumak istiyorsak, hiç kimseyi hata ve kusurlarından dolayı hemen kaldırıp bir kenara atmamalı, bilakis herkesin kalbine ulaşacak yollar aramalı, bulmalı ve şefkatle bağrımıza basıp ıslahlarına çalışmalıyız.
64 Bkz.: Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 3/146, 156.
65 Bkz.: Ankebût sûresi, 29/14.
66 Bkz.: A’râf sûresi, 7/71.
67 Bkz.: Kamer sûresi, 54/31.
68 Enfâl sûresi, 8/33.
69 Bkz.: Mü’minûn sûresi, 23/96, Fussilet sûresi, 41/34.
70 Bkz.: Mâide sûresi, 5/13, Hicr sûresi, 15/85, Zuhruf sûresi, 43/89.