Süheyl’in ikinci itirazı, “Resûlullah” ifadesine oldu. “Biz zaten senin resûllüğünü kabul etmiş olsak, böyle bir anlaşmaya lüzum kalmazdı.” dedi. Efendimiz kâtiplik yapan Hz. Ali’ye (radıyallâhu anh), orayı da karalayıp مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللّٰهِ yazmasını söyledi. Ancak, bu teklif, Hz. Ali’ye ağır gelmiş ve bir miktar duraklamıştı. “Resûl” kelimesini silmek içinden gelmiyordu. Bunun üzerine Allah Resûlü, bizzat kendi eliyle o ifadeyi çizdi ve مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللّٰهِ ifadesini yazdı veya Hz. Ali’ye (radıyallâhu anh) yazdırdı.
Anlaşma maddelerinin hemen hepsi uzun münakaşalara sebep olmuştu. Süheyl, kendi dedikleri yazılmadıkça böyle bir anlaşmaya imza atmayacağını söylüyor, Allah Resûlü de böyle bir anlaşmanın getireceği büyük neticeler itibarıyla, dış yüzündeki ürperticiliğe rağmen bu isteklerin çoğuna “Evet!” diyordu.
Bu maddelere göre:
1. Müslümanlar bu sene Mekke’yi ziyaret etmeden geriye dönecekler.
2. Ziyaret ancak gelecek sene yapılacak ve ziyaret müddeti de sadece 3 gün olacak.
3. Yanlarına hiçbir silah almayacak ve herkes sadece beline kuşanmayı âdet hâline getirdiği kılıcı ile gelebilecek, o da kınında bulunacak.
4. Mekke’den Medine’ye gitmek isteyen olursa kabul edilmeyecek; aksine Mekke’ye dönen kimselere de engel olunmayacak. Yani Müslümanlardan biri Medine’ye gitmiş olursa veya Müslümanlara sığınırsa, o derhal Kureyş’e teslim edilecekti.
5. Arap kabileleri istedikleri tarafla birleşmekte serbest bırakılacaktı.14
8. Hz. Ömer’de (radıyallâhu anh) Hudeybiye Şoku