“Benden sonra yaşayanlar, pek çok ihtilâf ve herc ü merc görecekler. Size sünnetimi ve doğruya götüren Râşid Halifelerin yolunu, sünnetini tavsiye ederim. Siz ona sımsıkı sarılın! Dişlerinizle sımsıkı tutunun sünnetime ve râşid halifelerin sünnetine! Sakının; sonradan çıkma işlerden sakının! Çünkü, her sonradan çıkma, bid’at, her bid’at da dalâlettir.”6
Ve bazılarınca İbn Mâce’nin yerine Kütüb-ü Sitte’ye dahil edilen İmam Malik’in Muvatta’ında da Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), şöyle buyurmaktadır:
“Size iki şey bırakıyorum ki, onlara tutunduğunuz müddetçe asla dalâlete düşmezsiniz: Allah’ın kitabı ve Peygamberi’nin sünneti.”7
Sünnet, Allah’ın nazarında ve Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) nazarında budur. Hakikat bu iken, müsteşriklerin peşinde gidenlere, on dört asır Müslümanlara yol göstermiş, maden-i hakikat olmuş, Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve Allah’a ulaştıran bir köprü vazifesi görmüş ve Kur’ân-ı Kerim gibi nesilden nesile, sözle ve yazıyla intikal ede ede bugünlere gelmiş bulunan Resûlullah’ın sünnet-i seniyyesine leke bulaştırmaya çalışanlara, Arapça bile bilmeden sadece Kur’ân mealleriyle her meseleyi halledeceklerini zannedenlere, Allah’ın kitabında sorulduğu gibi sormak istiyoruz: فَأَيْنَ تَذْهَبُونَ“Nereye gidiyorsunuz?!”8
1 Buhârî, fedâilü’l-ashab 1; Müslim, fedâilü’s-sahabe 210-212.