“O (Hasan) kerîm oğlu kerîmdir. Nasıl olmasın ki, onun dedesi insanların en hayırlısı ve varlığın mâbihi’l-iftiharıdır.”
Efendimiz, ona ait bu hâdiseyi haber verdiğinde, Hz. Hasan, henüz küçük bir çocuktu. Belki o gün Allah Resûlü’nün nelere işaret ettiğini dahi anlamamıştı. Yani o, Allah Resûlü, böyle söyledi diye bu işi yapmış değildi. Belki Allah Resûlü, onun öyle yapacağını bildiği için bu sözü söylemişti. Evet, Hz. Hasan da, dedesini tasdik ediyor ve seneler sonra O’na: “Sen doğru söylüyorsun.” mânâsına “Sadakte!” diyordu.
5. Bir Asır Yaşayacak
Abdullah b. Büsr’ün başına mübarek ellerini koyarak: “Bu çocuk tam bir asır yaşayacak.” buyuruyor ve ilave ediyorlar: “Yüzündeki şu sevimsiz siğiller de gidecek.”
Diyorlar ki: “O zat, tam yüz sene yaşadı ve yüzündeki siğiller de kaybolmuştu.”55
Allah Resûlü nasıl ki وَلَلْاٰخِرَةُ خَيْرٌ لَكَ مِنَ الْأُولَى56 sırrınca her an bir evvelki hâlinden daha mükemmele doğru yükseliyor ve daima bir sonraki hâline göre bir önceki durumunu eksik buluyor ve bundan dolayı da günde yüz defa istiğfar ediyordu;57 aynen öyle de, her geçen gün ümmeti, O’nu anlama ve tanımada bir adım daha ilerliyor ve O’nun istikbale ait verdiği haberlerin tahakkuk edişi karşısında imanı biraz daha artıyor ve O’na hitaben “Sen Resûlullah’sın.” diyorlar.
bb. Yakın İstikbal
Zamanlama açısından yukarıda verdiğimiz misallerden Allah Resûlü’nün yaşadığı devreye daha uzak ve bizim yaşadığımız devrelere daha yakın, hatta içinde bulunduğumuz asra bakan ve bizden sonraki asırlarda tahakkuk etmesi beklenen nice misaller vardır; şimdi de bir nebze onlar üzerinde duralım: