İçeriğe geç

Evet işte O, bu sözü söyleyecek kadar tabiî ve fıtrî bir insandı. Kendisini insanlar arasında bir fert ve bir parça olarak görüyor, sonra da davranışlarını bu anlayışa göre ayarlıyordu.

Bir gün Hz. Ömer gelip, Allah Resûlü’nden umre için izin istemişti. Umre için de O’ndan izin alınıyordu. Zira onlar, disiplin insanıydılar. Her işlerinde, her müşkillerinde Allah Resûlü’nün yanına koşar, iş ve müşkillerini hep O’na arz ederlerdi. Evinde gelinlik kızı olan O’na gelir: “Yâ Resûlallah, evimde gelinlik kızım var. Evlendirmek istediğin biri varsa emir buyur.” der.. bir başkası, bahçesini vakfetmek istiyorsa gelir durumu evvelâ Allah Resûlü’ne arz eder.. itikâfa girmek isteyen, sefere çıkmak murat eden hep Allah Resûlü’ne gelir ve O’ndan izin alırdı. İşte şimdi Hz. Ömer de gelmiş, umre için izin istiyordu. Allah Resûlü onun bu talebini geri çevirmediği gibi, Hz. Ömer’i hayatının sonuna kadar heyecanlandırıp coşturacak bir talepte de bulunacaktı:

يَا أُخَيَّ أَشْرِكْنَا فِي دُعَائِكَ وَلَا تَنْسَنَا“Kardeşim, duana bizi de ortak et, bizi unutma.”500 Bu münasebetle Hz. Ömer bir gün şöyle diyecektir: “O gün dünyalar benim olsaydı, o kadar sevinmezdim.”501

Tevazuu ve Kulluk Buudu

425