O, her zaman kendisini insanlardan herhangi bir insan olarak görmüş ve hiçbir zaman kendini onlardan ayrı tutmamıştır. كُنْ عِنْدَ النَّاسِ فَرْدًا مِنَ النَّاسِ şeklinde Hz. Ali’ye isnat edilen hoş bir söz vardır ki, O, hayatını hep o çizgide sürdürmüş ve insanlardan bir insan olarak kalmaya fevkalâde özen göstermiştir.
Evet, dünyevî makam ve mansıplar insanı şımartmamalı ve ona kendini unutturmamalıdır. İnsan, kral da olabilir, kır bekçisi de. Bunlar, insan olmakta müşterektir. Öyleyse bir insanın üzerine aldığı mükellefiyetin keyfiyeti, onu bir başka varlık hâline getiremez. Dolayısıyla da insan, her zaman ve zeminde kendisini insanlardan bir insan olarak kabul etmelidir.
Eğer demokrasi denilen sistem, bazılarının kabul ettiği gibi yeryüzünde en zirve bir sistem ise, İslâm bu zirveyi hem de asırlar önce yakalamıştır. Fakat biz, İslâm tam bir demokratik sistemdir, diyemeyiz.
İşte sistemin mükemmeliyetini gösteren içtimaîde bazı kesitler:
Hz. Ali, bir zimmî ile muhâkeme olmak için mahkemeye geldiğinde Kadı Şüreyh, oturması için ona yer gösterir. Hz. Ali bu ilgiden memnuniyetsizliğini izhar eder. Zira hasmı ile aynı şartlarda olmalıdır. Düşünün ki, o gün Hz. Ali, büyük bir devletin halifesi, yani devlet reisidir.488