İçeriğe geç

Aradan beş altı saat geçince, devlet tarafından gelen bir ulağın, yolda her rastladığına şöyle bağırdığını duymuşlar: “Falan yerde aylardan beri kervanları soyan bir eşkıyâ gürûhu ellerindeki bütün mallarıyla yakalandı. Herkesin neyi varsa, gelsin alsın.” Bunlar da gitmiş ve mallarını almışlar. Tabiî netice böyle olunca atmosfer yumuşamış ve kervancıbaşı ehlullahtan olan o zatın yanına gidip ona durumu izah etmiş ve niçin böyle yaptığını sormuş. Ehlullahtan olan zat da ona şöyle demiş: “Onlar hac kervanını soymak gibi büyük bir zulmü işlerlerken, ben bu zulmün gayretullaha dokunması için bir gömleklik mesafe kaldığını gördüm ve son zulümlerini de yapsınlar da Allah’tan bulsunlar istedim ve buldular da.”

Evet, bu çok latîf bir nüktedir. Bunun olup olmadığı önemli olmamakla beraber ifade etmeye çalıştığı mânâ mühimdir. Kıssada anlatılmaya çalışıldığı gibi zâlimin zulmünün gayretullaha dokunması için bir zaman olmalıdır ve mü’minler o zulme dayanmalıdırlar ki zulüm son sınıra ulaşınca Allah, o zulmedenleri derdest edip yakalayacak ve mutlaka onları tazip edecektir. Böylece bizim zulmedenlere karşı, dünyada başlarına gelebilecek cezalardan başka Cehennem’in ve azab-ı ilâhînin yeteceğini düşünmemiz en isabetli bir yol olsa gerek. Bu itibarla mü’min her zaman haddini bilmeli, Rabbine karşı edepli olmalı, kendisine eza ve cefa eden hemen herkese Rabbinin ceza vermesini istememelidir.

128