Muvakkat Dünya Hayatı İçi̇n Ebedî Cehennem Adalet Mi̇?
İsrailoğulları böyle bir mülâhazadan hareketle “Cehennem ateşi, sayılı birkaç gün dışında bize asla dokunmayacak!”1 demişlerdir. Aslında, amel ve âkıbet arasındaki bu tür münasebete göre Cennet’te de yapılan salih ameller müddetince kalmak gibi bir husus karşımıza çıkar..!
İmanda da küfürde de asıl mesele, niyet ve azme bağlanmıştır. İnsan, üç-beş senelik muvakkat hayatında imanı ve salih ameliyle ebedî Cennet’i kazanabilir. Öyle ki biz, amellerimizle Cennet’e ehil hâle gelemeyebiliriz, ama ciddî bir niyetimiz, cehdimiz vardır. Her sabah, ezanlarla beraber namaza kalkar, Hz. Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) davetine icabet eder, mescide koşar; böylece bu fâni dünyada fâni adımlarımızı, ibadetlerimiz ve Hakk’a teveccühlerimizle ebedîleştirebiliriz. Zira ertesi gün ömrümüz olursa yine kalkma niyeti içindeyizdir.. ve bizde, ebedî olan Allah’a ebedî kulluk yapma arzusu vardır. Yani Allah bizi bu vaziyette bin sene yaşatsa, ciddî bir neşve ve aşk içinde bin sene O’na kulluk yapmayı düşünürüz. Bizim ebedî kulluk niyetimizi Allah, olmuş gibi kabul buyurur, “Mü’minin niyeti, amelinden hayırlıdır.”2 fehvâsınca bizi ebedî Cennet’le serfiraz kılar.
Dipnotlar
- 1 Bakara sûresi, 2/80.
- 2 et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr 6/185-186; el-Beyhakî, es-Sünenü’s-suğrâ s.20.